Posts Tagged ‘Tekrar’

Programmed

Dün geceden kalma muzlu kondomu bütün gün ağzında dolaştırdı. Zaten, bir şeylerin kullanılmış olması onun için pek bir şeyi değiştirmiyordu yanlış tanımadıysam. Sonra kondomu balon yaptı ve neredeyse şehrin en kalabalık caddesinde yola tükürüverdi. Meraklı insanlar, onun gibi şirin bir kızın niye yere tükürdüğünü anlamak için yüzüne bakarlarken, yerdeki kondomu farkettiklerinde şaşkınlıkları bir kaç kat daha artmıştı, bunu yüzlerinden okuyabiliyordum. Bense, yanımdaki şirin kızın sevgilim olup olmadığından bihaber şekilde yürümeye ve elimden geldiğince yaptıklarına ve sonuçlarına aldırmamaya çalışıyordum.  Sonunda poaça almak için çıktığımız kısa yolculuğun sonuna, yani fırının önüne geldik.

Mütemadiyen evimde sabahlayan kızlarla kahvaltı yaparım. Bu huyum, gece onlara yaptığım kötü şeyler yüzünden bir çeşit kendimi affettirme ritüeli ya da her tarafında cirit attığım kadını daha yakından tanıma maksadıyla sabah midemi doldurmanın başka bir dildeki karşılığı olabilirdi.

Sanki mp3 çalarımda şehrin gürültüsünün bir kaydı vardı, o hiç konuşmuyordu, bende bu tuhaf parçayı dinliyordum.    O kadar suskundu. Sonra bu sessizliği bozup ne yemek istediğini sordum. Parası olmadığını, ne olursa yiyebileceğini söyledi.  Cebimi yokladım, karnımızı doyurabilecek kadar vardı işte. Limonata ve kaşarlı poğaça ile midemizi doldururken konu evliliğe geldi. Evlenmenin heyecanı öldüren bir kurum olduğunu anlatan o yaygın konuşmayı yaptım. İnsanlar evlenmemeli, hep flört edebilmelilerdi. Aynı evde yaşamanın zorluklarından tuttum, kendinden başkası için para kazanmanın bana ne kadar saçma geldiğini anlattım. Hırsızların kapı kilitlerine ve aydınlatmalara karşı çıkması gibi bir şey bu diye yanıtladı. Ben bu yanıtı yorumlamaya çalışırken elimin üzerinde bir sıcaklık hissettim. Hayır, elimi tutmuyordu, elime kusuyordu. İyi miydi, hamile miydi anlayamadım. İyi ki ağız yoluyla hamile kalınabilir mi diye saçma bir soruyla zihnimi meşgul ediyordum, yoksa kusmuk kokusu diğer biyolojik kokular gibi dayanamayacağım bir şeydi.

Dayanamayıp bende onun eline kustum. Mekandaki insanlar bizi beklemeden uzaklaştılar. Garson kılıklı birisi bize peçeteye benzer birşey getirdi. Aslında lokantalardaki rengi pembeye çalan o acaip kağıdın ta kendisiydi. Pek birşeye yaradığı söylenemezdi, bu yüzden dükkandaki son potansiyel müşterilerinide kaybettiler.

Yolda yürürken dilenci annenin kucağındaki sümüklü çocuğun bizi dikizlediğini farkettiğimizde, yarım yamalak temizlenmiş ellerimizi ellerimizin içine bıraktık. Sıcak bir eli olduğu kesindi. Ayaklarımız ise sanki deniz kenarında gün batımını izlemek istiyormuşuz gibi, bu saatte olmayacak bir yere götürüyordu bizi. Sonunda poğaça dükkanının önünden tekrar geçtik.. Niçin bütün bunların bana olduğunu bilmek isterdim. Hep daireler çizip, kısır bir döngünün kurbanımı olacaktım? Bahse varım, o da kendisi için aynı şeyi düşünüyordu. Biraz daha ilerledikten sonra da kondomu gördük zaten. Eve dönmek istedim. Döndükte. Sonra akşam olana kadar seviştik ve ardından tanıştığımız bara gitmekte de bir sakınca görmedik. Ateşini istemek istedim sırf meraktan. Yok dedi. İşte o an bitti ilişkimiz sanırım. Kaldığım yerden devam ettim, programmed çalıyordu arka planda ve ben, dünden farklı olarak gülümseyen bir suratla sahneye doğru ilerliyordum.