<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; döngü</title>
	<atom:link href="http://uykugecirmez.org/tag/dongu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://uykugecirmez.org</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 14 Jun 2010 10:24:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>16-25-8</title>
		<link>http://uykugecirmez.org/2010/04/16-25-8/</link>
		<comments>http://uykugecirmez.org/2010/04/16-25-8/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Apr 2010 21:54:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>jack</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kendime notlar]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku kaçınca]]></category>
		<category><![CDATA[döngü]]></category>
		<category><![CDATA[monolog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://uykugecirmez.org/?p=1121</guid>
		<description><![CDATA[- Sersem! Kendi kendinle mi konuşuyorsun? - Teknik olarak evet. Fakat başkasıyla konuştuğumu farzediyordum.. - Aferin, sonunda kendi kendine yeten bir birey olma yolunda hızla ilerliyorsun. Birey dedim diye arkadaşların alınmaz umarım, ahaha. - Aslına bakarsan tek bir kişi.. - Hmm, hadi ya? Ruh ikizin falan mı? - Yoo, daha çok okuldan arkadaşımmış gibi. - [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">- Sersem! Kendi kendinle mi konuşuyorsun?</p>
<p style="text-align: justify;">- Teknik olarak evet. Fakat başkasıyla konuştuğumu farzediyordum..</p>
<p style="text-align: justify;">- Aferin, sonunda kendi kendine yeten bir birey olma yolunda hızla ilerliyorsun. Birey dedim diye arkadaşların alınmaz umarım, ahaha.</p>
<p style="text-align: justify;">- Aslına bakarsan tek bir kişi..</p>
<p style="text-align: justify;">- Hmm, hadi ya? Ruh ikizin falan mı?</p>
<p style="text-align: justify;">- Yoo, daha çok okuldan arkadaşımmış gibi.</p>
<p style="text-align: justify;">- Bu aralar çok ders çalışıyorsun. Biraz kafanı kaldır da oyun falan oyna, ahaha.</p>
<p style="text-align: justify;">- İroniyi farketmemiş olsaydım kendi kendine gülüyor olacaktın biliyorsun değil mi?</p>
<p style="text-align: justify;">- Sen beni aptal mı sandın?</p>
<p style="text-align: justify;">- Aksine, bunu anlayamayacağını düşünseydim sormazdım. Burdan şuna varmak istiyorum aslında, insanlar yalnız olduğumu farketmedikleri için kendi kendimle konuşuyordum. Bu durumda aslında sürekli, her an konuştuğum sonucunu da çıkartabilirsin. Yalnızca ben konuşurken karşımda tesadüfen birisi olduğunda akli dengem yerindeymiş gibi görünüyorum. Aksi takdirde sersem, hayali arkadaşları olan insan muamelesi görüyorum. İşin güzel tarafı ne biliyor musun? Gerçekten hayali arkadaşlarım da var. &#8220;Gerçekten hayali&#8221; ne demek diye sorma, sadece dinle.</p>
<p style="text-align: justify;">- &#8230;&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">- Yeteri kadar yalnız kalınca kaçınılmaz bir şey bu kendi kendine konuşma olayı. Babaannem de kendi kendine konuşurdu. Yaşlı diye kimse onu ciddiye alıp iki laf etmezdi. Fakat bir zamanlar onunda genç bir kız olduğunu hayal ederdim ben. Şimdiki halinden çok farklı olduğu zamanları. Bir nevi empati olayıydı. Yo, bir zamanlar bir kız çocuğu değildim. Anladın umarım? Neyse, kendisiyle konuştuğunu farkettiğimde bir köşeye saklanıp onu dinlerdim. Karşısına geçip iki kelime edemezdim onu yalnızlığından kurtarmak için. Zira çok konuşuyordu. Onun bu çok konuşması yüzünden yalnız kaldığını biliyordum. Hatta bir gün kardeşime babaannem çok mu konuşuyor sence diye sorduğumda günaydın demişti.</p>
<p style="text-align: justify;">- &#8230;..</p>
<p style="text-align: justify;">- Fakat monologları tatmin ediciydi gerçekten. Saklandığım yerden onu dinlemek, karşısına geçip öyle dinlemekten daha keyifliydi. Hatta bir keresinde beni saklandığım yerde yakalamadan önce benimle konuştuğunu farkettim. O anlığına hayali arkadaşı bendim yani. Ya da ben öyle sanıyordum demek daha doğru olur. Meğer benim orada olduğumu hep biliyormuş, öncekileri de biliyormuş. Yaşlı olabilirim, kendimle konuşuyor olabilirim ama kör değilim demişti sonra. Kısaca estafurulla anlamına gelen bişeyler geveledim ama ne olduğunu hatırlamıyorum şu an.</p>
<p style="text-align: justify;">- &#8230;..</p>
<p style="text-align: justify;">- Neyse işte, bu olaydan 1 hafta sonra öldü babaannem. Bu kez yalnız kalma sırası bendeydi. Bendeydi çünkü monologlarını dinleyebileceğim birisi yoktu. Bir süre bu böyle devam etti. Dedim ya, yeteri kadar yalnız kalınca bu oluyor diye. Oldu da. Bir süre sonra kendi monologlarımı dinlemeye başladım. Bir kısır döngü evet, kendi monoloğunu yapmak ve onu dinlemek. Yoksa monoloğun anlamı bu mu? Aah her neyse.. Acıktım sanırım. Orda saklandığını da biliyorum ayrıca.</p>
<p style="text-align: justify;">- &#8230;.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">


<div class="shr-bookmarks shr-bookmarks-expand shr-bookmarks-center">
<ul class="socials">
		<li class="shr-comfeed">
			<a href="http://uykugecirmez.org/2010/04/16-25-8/feed" rel="nofollow" class="external" title="Bu makale için yorumlara üye ol.">Bu makale için yorumlara üye ol.</a>
		</li>
</ul>
<div style="clear:both;"></div>
</div>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uykugecirmez.org/2010/04/16-25-8/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>discipline</title>
		<link>http://uykugecirmez.org/2010/03/discipline/</link>
		<comments>http://uykugecirmez.org/2010/03/discipline/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Mar 2010 17:59:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>jack</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uyku kaçınca]]></category>
		<category><![CDATA[döngü]]></category>
		<category><![CDATA[kuantum masalları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://uykugecirmez.org/?p=1045</guid>
		<description><![CDATA[Adım Gretel. Ormanda yolumu kaybedip bu küçük kulübeye sığınalı tam 2 gün oluyor. Kimsenin uğramaması bir yana etraftaki bitkiler dışında başka canlı da yok. Bir yandan hayatta kalmaya çalışıyor öte yandan karşımdaki şekerden kulübeye ise el sürmemek için zor tutuyorum kendimi. Adım Gretel, şeker hastasıyım. Diğer taraftan, maalesef şekere de hastayım. Basit bir çıkarımla -şu an içinde bulunduğum durumun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Adım Gretel. Ormanda yolumu kaybedip bu küçük kulübeye sığınalı tam 2 gün oluyor. Kimsenin uğramaması bir yana etraftaki bitkiler dışında başka canlı da yok. Bir yandan hayatta kalmaya çalışıyor öte yandan karşımdaki şekerden kulübeye ise el sürmemek için zor tutuyorum kendimi.</p>
<p>Adım Gretel, şeker hastasıyım. Diğer taraftan, maalesef şekere de hastayım. Basit bir çıkarımla -şu an içinde bulunduğum durumun dışında dahi- hayatımın boktan olduğunu söyleyebilirim. Eminim bu gibi durumlar için bir dolu felsefe yapılmıştır. Anti olana bağlanmaktan bahsediyorum. Fakat bir şeyin kendisi mi yoksa antisi mi daha önce var olmuştur emin değilim. Bu durum benim için şu şekilde cereyan ediyor misal, şeker hastasıyım diye mi şekere hastayım yoksa şekere hastayım diye mi şeker hastası oldum emin değilim. Hangisi hangisinin antisidir, neden biri orjinal diğeri anti oluyor, her şey zıttı ile mi var olabilir gibi sorularla kafamı kurcalamak ve zaten kısıtlı olan enerjimi de daha fazla harcamayı düşünmüyorum şimdilik. Karşıdaki şekerden yapılma kulübeye direnmek  yeteri kadar yorucu zaten.</p>
<p>Adım Gretel, halüsinatif bağımlısıyım. Şekerlerle besin zincirim ve diyetim gereği ilişkiye giremeyince bitkilerle beslenmeye başladım malüm, mantarlar da bundan nasibini aldı haliyle. Yaşım küçük olduğundan ve doğada yaşamak ile ilgili yeterince ailevi eğitim almadığımdan sanırsam zehirli ve güzel renkli mantarlar beni kendisine çekti demek yanlış olmayacaktır. Aslında bir anlamda iyi de oldu diyebilirim. Ruh ikizim Hansel ile bu şekilde tanıştım.</p>
<p>Adım Hansel, Gretel&#8217;in ruh ikizi ve onun uydurduğu bir karakterim. Gökkuşağını ve şekeri çok seviyorum. Hayal ürünü olduğumu söylemiştim, gerçek değilim. Gerçeklik ona inanmayı bıraksanız da orada durur. Ben ise sadece yeteri kadar inandığınızda ortaya çıkıyorum. Bir de şu mantarlardan yediğinizde.</p>
<p>Adım Cadı. Bu hikayedeki kötü karakter benim. Ülkenin farklı yerlerinde bilumum şekerlerden evler yapıp çocukları kandırmak ve onları yemek en büyük hobim. Bubi tuzakları da kurabilirdim fakat bu şekilde olması bir cadı için daha az anormal. Hansel&#8217;in aksine ben gerçeğim ve 2 gündür Gretel adlı çocuğun kulübeye neden hala ayak basmadığını merak ediyorum. Belki kötü kadın olduğumu anladı, belki de daha önce hiç şeker görmediğinden dikkatini çekemedim.</p>
<p>Adım Gretel, yazıldığı gibi okunmayanlardan. Az önce kulübenin içinde bir kadın gördüğümü sandım. Daha dikkatlice bakınca camın kenarından beni gizlice seyrediyor olduğunu farkettim. Neden küçük bir çocuğa yardım etmek varken beni gizlice izliyordu anlamış değilim. İçeri tek giriş yolunun şekerden bir kapı olması ve onu kemirmek zorunda olmam gibi durum söz konusu olmasaydı çoktan içeri girip ne halt çevirdiğini sormak isterdim.</p>
<p>Adım Hansel, durum gittikçe boktanlaştı. Gretel sonunda fabrika ayarlarına döndü. Ne beni tanıyor, ne de kendisini. Şekerden kulübeye girmeye çalışıyor ve sanırım başarısız olmaması için de bir neden yok ortada. Kendisini yok edecek ve onunla beraber ben de yok olacağım. Nihayetinde mutlu son ile biten bir hikaye olmayacağını anladınız sanırsam. Mantar ile var oluyorum ama aynı mantar bir çocuğu aptala dönüştürdüğünden beni de yok etmesi an meselesi. <a href="http://ftp.ubi.com/emea/homm5/screenshots/HOMM5_Inferno_Symbol_Ouroboros.jpg">Ouroboros</a> misali sürünmek diye buna diyoruz işte.</p>
<p>Adım Jack, hikayenin yazarı benim. Schrödinger&#8217;in kedisinin hayatta kalma şansı ne ise Gretel&#8217;de o kadar şanslı -ve dolayısıyla Hansel-. Bu yüzden hikayeyi bitirmiyorum. Eğer bunu yaparsam mutlu bir son olmayacak. Yapmassam da olmayacak. Belki yaparsam olabilir de..</p>
<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: center;"><a href="http://uykugecirmez.org/wp-content/upLoads/2010/03/fall.jpg"><img class="size-full wp-image-1086 aligncenter" title="fall" src="http://uykugecirmez.org/wp-content/upLoads/2010/03/fall.jpg" alt="" width="480" height="341" /></a></p>
<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: center;">


<div class="shr-bookmarks shr-bookmarks-expand shr-bookmarks-center">
<ul class="socials">
		<li class="shr-comfeed">
			<a href="http://uykugecirmez.org/2010/03/discipline/feed" rel="nofollow" class="external" title="Bu makale için yorumlara üye ol.">Bu makale için yorumlara üye ol.</a>
		</li>
</ul>
<div style="clear:both;"></div>
</div>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uykugecirmez.org/2010/03/discipline/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
