Archive for the ‘Uyku kaçınca’ Category

16-25-8

- Sersem! Kendi kendinle mi konuşuyorsun?

- Teknik olarak evet. Fakat başkasıyla konuştuğumu farzediyordum..

- Aferin, sonunda kendi kendine yeten bir birey olma yolunda hızla ilerliyorsun. Birey dedim diye arkadaşların alınmaz umarım, ahaha.

- Aslına bakarsan tek bir kişi..

- Hmm, hadi ya? Ruh ikizin falan mı?

- Yoo, daha çok okuldan arkadaşımmış gibi.

- Bu aralar çok ders çalışıyorsun. Biraz kafanı kaldır da oyun falan oyna, ahaha.

- İroniyi farketmemiş olsaydım kendi kendine gülüyor olacaktın biliyorsun değil mi?

- Sen beni aptal mı sandın?

- Aksine, bunu anlayamayacağını düşünseydim sormazdım. Burdan şuna varmak istiyorum aslında, insanlar yalnız olduğumu farketmedikleri için kendi kendimle konuşuyordum. Bu durumda aslında sürekli, her an konuştuğum sonucunu da çıkartabilirsin. Yalnızca ben konuşurken karşımda tesadüfen birisi olduğunda akli dengem yerindeymiş gibi görünüyorum. Aksi takdirde sersem, hayali arkadaşları olan insan muamelesi görüyorum. İşin güzel tarafı ne biliyor musun? Gerçekten hayali arkadaşlarım da var. “Gerçekten hayali” ne demek diye sorma, sadece dinle.

- ……

- Yeteri kadar yalnız kalınca kaçınılmaz bir şey bu kendi kendine konuşma olayı. Babaannem de kendi kendine konuşurdu. Yaşlı diye kimse onu ciddiye alıp iki laf etmezdi. Fakat bir zamanlar onunda genç bir kız olduğunu hayal ederdim ben. Şimdiki halinden çok farklı olduğu zamanları. Bir nevi empati olayıydı. Yo, bir zamanlar bir kız çocuğu değildim. Anladın umarım? Neyse, kendisiyle konuştuğunu farkettiğimde bir köşeye saklanıp onu dinlerdim. Karşısına geçip iki kelime edemezdim onu yalnızlığından kurtarmak için. Zira çok konuşuyordu. Onun bu çok konuşması yüzünden yalnız kaldığını biliyordum. Hatta bir gün kardeşime babaannem çok mu konuşuyor sence diye sorduğumda günaydın demişti.

- …..

- Fakat monologları tatmin ediciydi gerçekten. Saklandığım yerden onu dinlemek, karşısına geçip öyle dinlemekten daha keyifliydi. Hatta bir keresinde beni saklandığım yerde yakalamadan önce benimle konuştuğunu farkettim. O anlığına hayali arkadaşı bendim yani. Ya da ben öyle sanıyordum demek daha doğru olur. Meğer benim orada olduğumu hep biliyormuş, öncekileri de biliyormuş. Yaşlı olabilirim, kendimle konuşuyor olabilirim ama kör değilim demişti sonra. Kısaca estafurulla anlamına gelen bişeyler geveledim ama ne olduğunu hatırlamıyorum şu an.

- …..

- Neyse işte, bu olaydan 1 hafta sonra öldü babaannem. Bu kez yalnız kalma sırası bendeydi. Bendeydi çünkü monologlarını dinleyebileceğim birisi yoktu. Bir süre bu böyle devam etti. Dedim ya, yeteri kadar yalnız kalınca bu oluyor diye. Oldu da. Bir süre sonra kendi monologlarımı dinlemeye başladım. Bir kısır döngü evet, kendi monoloğunu yapmak ve onu dinlemek. Yoksa monoloğun anlamı bu mu? Aah her neyse.. Acıktım sanırım. Orda saklandığını da biliyorum ayrıca.

- ….