<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; Uyku kaçınca</title>
	<atom:link href="http://uykugecirmez.org/kategoriler/uyku-kacinca/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://uykugecirmez.org</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 14 Jun 2010 10:24:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>redrum*</title>
		<link>http://uykugecirmez.org/2010/04/redrum/</link>
		<comments>http://uykugecirmez.org/2010/04/redrum/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Apr 2010 10:53:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>jack</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kendime notlar]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku kaçınca]]></category>
		<category><![CDATA[Öylesine]]></category>
		<category><![CDATA[ayna]]></category>
		<category><![CDATA[simetri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://uykugecirmez.org/?p=1167</guid>
		<description><![CDATA[-Neden aynalar sağı ve solu ters çeviriyor da, yukarı ve aşağıyı çevirmiyor? -Aynanın düzlemi yatay olduğunda yukarı ve aşağıyı da ters çevirecektir. Bir göl veya su birikintisindeki yansımayı düşünürsen daha kolay anlaşılır bişey. -Yo, hayır benim demek istediğim bu değildi. Diyelim ki dudağımın sol alt köşesinde bir ben var. Fakat aynaya baktığımda, -ayna nerede duruyor [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">-Neden aynalar sağı ve solu ters çeviriyor da, yukarı ve aşağıyı çevirmiyor?</p>
<p style="text-align: justify;">-Aynanın düzlemi yatay olduğunda yukarı ve aşağıyı da ters çevirecektir. Bir göl veya su birikintisindeki yansımayı düşünürsen daha kolay anlaşılır bişey.</p>
<p style="text-align: justify;">-Yo, hayır benim demek istediğim bu değildi. Diyelim ki dudağımın sol alt köşesinde bir ben var. Fakat aynaya baktığımda, -ayna nerede duruyor olursa olsun- bu kez aynadaki adamın dudağının sağ alt tarafında bir beni oluyor. Yani ben üst tarafa zıplamıyor. Kısaca aynadaki görüntü sağı ve solu ters çeviriyorken, yukarı ve aşağı sabit kalıyor. Ayna her nasılsa, bi şekilde bu iki yönün ayrımının bilincinde olmalı.  Aynayı duvardan alıp ayaklarımın önüne de koysam bu değişmiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">-Tamam o zaman şöyle anlatayım, aynayı karşına aldığını farzet. Gördüğün şey aslında sağ ve solun ters çevrilmiş hali değil. Aynaya bak ve sağ elini salla. Aynanın hangi tarafındaki el sallandı? Sağ taraftaki tabi. Başka bir örnek, bir kağıda <strong>sağ,</strong> diğerine <strong>sol</strong> yaz. Sağ yazan kağıdı sağ eline al ve aynaya doğru tut. Aynısını sol için de yap. Ne görüyorsun? Sağ yazan kağıt aynanın sağ tarafında!</p>
<p style="text-align: justify;">- Evet ama bu durum aynada ters çevriliyor?!</p>
<p style="text-align: justify;">-Emin misin? Hala aynadaki görüntüde sağ yazan kağıt aynanın -ve senin- sağ tarafında.</p>
<p style="text-align: justify;">-Tamam ama ya aynadaki yansımam, ya oradaki adam? O sağ yazılı kağıdı sol elinde tutuyor?</p>
<p style="text-align: justify;">-Ama o gerçek bir insan değil ki? Onun sağ yazılı kağıdı sol elinde tuttuğunu söylüyor olman, kendini zihinsel olarak onun yerine koyduğunu gösterir.</p>
<p style="text-align: justify;">-E, evet?</p>
<p style="text-align: justify;">-Bunu yapabilirsin ama bunu yaparken basit bir şeyi gözden kaçırıyorsun. Aynaya arkanı dönmelisin! Şöyle anlatmayı deneyeyim, aynayı karşına al, işaret parmağınla yukarıyı göster. Aynadaki adam da yukarıyı gösterecektir. Solu gösterirsen o da solu gösterecektir. Fakat aynayı işaret edersen, o da seni işaret eder. Yani aynalar &#8220;iç&#8221; ve &#8220;dışı&#8221; ters çevirirler. Daha açıklayıcı olmak gerekirse aynalar düzlemlerine dikey olan yönleri ters çevirirler. Şimdi yüzünü kuzeye dön ve aynayı da karşına al. Sağ elinle doğuyu işaret et. Aynadaki adam doğuyu işaret edecektir. Fakat kuzeyi işaret ettiğinde o güneyi işaret eder :)</p>
<p style="text-align: justify;">-Tamam gayet güzel anlattın, iç ve dışı ters çeviriyorlar fakat neden ben sağ elimi kaldırdığımda o solu kaldırıyor hala anlamış değilim.</p>
<p style="text-align: justify;">-Bu da yönleri tanımlayışımızdan kaynaklanıyor aslında. &#8220;Neden aynalar sağ ve solu ters çeviriyor da, yukarı-aşağı çevirmiyor?&#8221; diye sorarsan elmalarla elmaları karşılaştırmış olmuyorsun. &#8220;Yukarı&#8221; yön anlamında kesin bir tanımdır. Çok basit bir şekilde elini havaya kaldırıp işaret ettiğinde &#8220;yukarıyı&#8221; anlatabilirsin. Bu dünyanın merkezine kıyasla da olabilir, ya da uzayda süzülürken de ayaklarımızdan başımıza doğru olan yön de olabilir. Kısaca &#8220;yukarıyı&#8221; tanımlamak kolaydır. Aynı şey &#8220;iç&#8221; ve &#8220;dış&#8221; içinde geçerlidir. Bedenimizden içeri ve dışarı. Basit ha? Eğer dünya dışı bir varlığa ne tarafın yukarı veya ne tarafın içeri olduğunu anlatmak istersen bunu çok basit bi şekilde anlatabilirsin.</p>
<p style="text-align: justify;">-Ama sağ da temel bir yön değil midir?</p>
<p style="text-align: justify;">-Hayır değildir. Sağ ve sol kolayca tanımlanamazlar ve bunu dünya dışı varlığımıza anlatırken çok zorlanırsın. Çünkü sağ ve sol görecelidir, &#8220;yukarı-aşağı &#8220;ve &#8220;içeri-dışarı&#8221; olmadan anlam kazanamazlar, bunlara bağımlıdırlar. Bu yüzden<strong> &#8220;</strong>sağ&#8221; ile &#8220;yukarıyı&#8221; kıyaslamak çok mantıklı olmayacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">-Hmm..</p>
<p style="text-align: justify;">-Yüz yüze dönmüş iki insanı hayal et ve onlara sağı işaret etmelerini iste. İkisi birbirinin zıttı yönü işaret edecektir. Çünkü ikisinin &#8220;iç&#8221; ve &#8220;dışı&#8221; farklıdır. İşte bu yüzden sağ ve sol görecelidir. &#8220;İç&#8221; ve &#8220;dış&#8221; sağın ve solun tanımını değiştirirler.</p>
<p style="text-align: justify;">-Peki ya simetri kavramı olmayan uzaylılar? Onlar da aynada sağ ve solu ters çevrilmiş olarak mı görürler sence?</p>
<p style="text-align: justify;">-Onlara aynaya bakarlarken sola doğru etraflarında dönmelerini söyle. Onlar sola döndükçe aynadaki görüntüleri ise sağa doğru dönecektir. Ve böylece bir &#8220;saat yönünde&#8221; &#8211; &#8220;saat yönünün tersinde&#8221; durumu oluşacaktır ve bunu anlayabileceklerdir. Tabi bunu ayna ile ilgili beyin jimnastiği yapabilecek kadar zeki olduklarını varsayarak söylüyorum. Belki bi gün bunu okuyacak kadar gelişirler ve gülerler.</p>
<p style="text-align: center;"><em><a href="http://uykugecirmez.org/wp-content/upLoads/2010/04/Rotational_symmetry__by_tranzintel.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1178" title="db" src="http://uykugecirmez.org/wp-content/upLoads/2010/04/Rotational_symmetry__by_tranzintel.jpg" alt="" width="605" height="585" /></a><br />
</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>*Eric Schmidt, Phil Gibbs, David Richards and Scott I. Chase&#8217;e teşekkürü bir borç bilirim. Ayrıca Isaac Asimov&#8217;un &#8220;The left hand of the electron&#8221; adlı kitabı okunmaya değer gibi.</em></p>
<p style="text-align: justify;">


<div class="shr-bookmarks shr-bookmarks-expand shr-bookmarks-center">
<ul class="socials">
		<li class="shr-comfeed">
			<a href="http://uykugecirmez.org/2010/04/redrum/feed" rel="nofollow" class="external" title="Bu makale için yorumlara üye ol.">Bu makale için yorumlara üye ol.</a>
		</li>
</ul>
<div style="clear:both;"></div>
</div>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uykugecirmez.org/2010/04/redrum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>16-25-8</title>
		<link>http://uykugecirmez.org/2010/04/16-25-8/</link>
		<comments>http://uykugecirmez.org/2010/04/16-25-8/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Apr 2010 21:54:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>jack</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kendime notlar]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku kaçınca]]></category>
		<category><![CDATA[döngü]]></category>
		<category><![CDATA[monolog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://uykugecirmez.org/?p=1121</guid>
		<description><![CDATA[- Sersem! Kendi kendinle mi konuşuyorsun? - Teknik olarak evet. Fakat başkasıyla konuştuğumu farzediyordum.. - Aferin, sonunda kendi kendine yeten bir birey olma yolunda hızla ilerliyorsun. Birey dedim diye arkadaşların alınmaz umarım, ahaha. - Aslına bakarsan tek bir kişi.. - Hmm, hadi ya? Ruh ikizin falan mı? - Yoo, daha çok okuldan arkadaşımmış gibi. - [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">- Sersem! Kendi kendinle mi konuşuyorsun?</p>
<p style="text-align: justify;">- Teknik olarak evet. Fakat başkasıyla konuştuğumu farzediyordum..</p>
<p style="text-align: justify;">- Aferin, sonunda kendi kendine yeten bir birey olma yolunda hızla ilerliyorsun. Birey dedim diye arkadaşların alınmaz umarım, ahaha.</p>
<p style="text-align: justify;">- Aslına bakarsan tek bir kişi..</p>
<p style="text-align: justify;">- Hmm, hadi ya? Ruh ikizin falan mı?</p>
<p style="text-align: justify;">- Yoo, daha çok okuldan arkadaşımmış gibi.</p>
<p style="text-align: justify;">- Bu aralar çok ders çalışıyorsun. Biraz kafanı kaldır da oyun falan oyna, ahaha.</p>
<p style="text-align: justify;">- İroniyi farketmemiş olsaydım kendi kendine gülüyor olacaktın biliyorsun değil mi?</p>
<p style="text-align: justify;">- Sen beni aptal mı sandın?</p>
<p style="text-align: justify;">- Aksine, bunu anlayamayacağını düşünseydim sormazdım. Burdan şuna varmak istiyorum aslında, insanlar yalnız olduğumu farketmedikleri için kendi kendimle konuşuyordum. Bu durumda aslında sürekli, her an konuştuğum sonucunu da çıkartabilirsin. Yalnızca ben konuşurken karşımda tesadüfen birisi olduğunda akli dengem yerindeymiş gibi görünüyorum. Aksi takdirde sersem, hayali arkadaşları olan insan muamelesi görüyorum. İşin güzel tarafı ne biliyor musun? Gerçekten hayali arkadaşlarım da var. &#8220;Gerçekten hayali&#8221; ne demek diye sorma, sadece dinle.</p>
<p style="text-align: justify;">- &#8230;&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">- Yeteri kadar yalnız kalınca kaçınılmaz bir şey bu kendi kendine konuşma olayı. Babaannem de kendi kendine konuşurdu. Yaşlı diye kimse onu ciddiye alıp iki laf etmezdi. Fakat bir zamanlar onunda genç bir kız olduğunu hayal ederdim ben. Şimdiki halinden çok farklı olduğu zamanları. Bir nevi empati olayıydı. Yo, bir zamanlar bir kız çocuğu değildim. Anladın umarım? Neyse, kendisiyle konuştuğunu farkettiğimde bir köşeye saklanıp onu dinlerdim. Karşısına geçip iki kelime edemezdim onu yalnızlığından kurtarmak için. Zira çok konuşuyordu. Onun bu çok konuşması yüzünden yalnız kaldığını biliyordum. Hatta bir gün kardeşime babaannem çok mu konuşuyor sence diye sorduğumda günaydın demişti.</p>
<p style="text-align: justify;">- &#8230;..</p>
<p style="text-align: justify;">- Fakat monologları tatmin ediciydi gerçekten. Saklandığım yerden onu dinlemek, karşısına geçip öyle dinlemekten daha keyifliydi. Hatta bir keresinde beni saklandığım yerde yakalamadan önce benimle konuştuğunu farkettim. O anlığına hayali arkadaşı bendim yani. Ya da ben öyle sanıyordum demek daha doğru olur. Meğer benim orada olduğumu hep biliyormuş, öncekileri de biliyormuş. Yaşlı olabilirim, kendimle konuşuyor olabilirim ama kör değilim demişti sonra. Kısaca estafurulla anlamına gelen bişeyler geveledim ama ne olduğunu hatırlamıyorum şu an.</p>
<p style="text-align: justify;">- &#8230;..</p>
<p style="text-align: justify;">- Neyse işte, bu olaydan 1 hafta sonra öldü babaannem. Bu kez yalnız kalma sırası bendeydi. Bendeydi çünkü monologlarını dinleyebileceğim birisi yoktu. Bir süre bu böyle devam etti. Dedim ya, yeteri kadar yalnız kalınca bu oluyor diye. Oldu da. Bir süre sonra kendi monologlarımı dinlemeye başladım. Bir kısır döngü evet, kendi monoloğunu yapmak ve onu dinlemek. Yoksa monoloğun anlamı bu mu? Aah her neyse.. Acıktım sanırım. Orda saklandığını da biliyorum ayrıca.</p>
<p style="text-align: justify;">- &#8230;.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">


<div class="shr-bookmarks shr-bookmarks-expand shr-bookmarks-center">
<ul class="socials">
		<li class="shr-comfeed">
			<a href="http://uykugecirmez.org/2010/04/16-25-8/feed" rel="nofollow" class="external" title="Bu makale için yorumlara üye ol.">Bu makale için yorumlara üye ol.</a>
		</li>
</ul>
<div style="clear:both;"></div>
</div>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uykugecirmez.org/2010/04/16-25-8/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>discipline</title>
		<link>http://uykugecirmez.org/2010/03/discipline/</link>
		<comments>http://uykugecirmez.org/2010/03/discipline/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Mar 2010 17:59:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>jack</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uyku kaçınca]]></category>
		<category><![CDATA[döngü]]></category>
		<category><![CDATA[kuantum masalları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://uykugecirmez.org/?p=1045</guid>
		<description><![CDATA[Adım Gretel. Ormanda yolumu kaybedip bu küçük kulübeye sığınalı tam 2 gün oluyor. Kimsenin uğramaması bir yana etraftaki bitkiler dışında başka canlı da yok. Bir yandan hayatta kalmaya çalışıyor öte yandan karşımdaki şekerden kulübeye ise el sürmemek için zor tutuyorum kendimi. Adım Gretel, şeker hastasıyım. Diğer taraftan, maalesef şekere de hastayım. Basit bir çıkarımla -şu an içinde bulunduğum durumun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Adım Gretel. Ormanda yolumu kaybedip bu küçük kulübeye sığınalı tam 2 gün oluyor. Kimsenin uğramaması bir yana etraftaki bitkiler dışında başka canlı da yok. Bir yandan hayatta kalmaya çalışıyor öte yandan karşımdaki şekerden kulübeye ise el sürmemek için zor tutuyorum kendimi.</p>
<p>Adım Gretel, şeker hastasıyım. Diğer taraftan, maalesef şekere de hastayım. Basit bir çıkarımla -şu an içinde bulunduğum durumun dışında dahi- hayatımın boktan olduğunu söyleyebilirim. Eminim bu gibi durumlar için bir dolu felsefe yapılmıştır. Anti olana bağlanmaktan bahsediyorum. Fakat bir şeyin kendisi mi yoksa antisi mi daha önce var olmuştur emin değilim. Bu durum benim için şu şekilde cereyan ediyor misal, şeker hastasıyım diye mi şekere hastayım yoksa şekere hastayım diye mi şeker hastası oldum emin değilim. Hangisi hangisinin antisidir, neden biri orjinal diğeri anti oluyor, her şey zıttı ile mi var olabilir gibi sorularla kafamı kurcalamak ve zaten kısıtlı olan enerjimi de daha fazla harcamayı düşünmüyorum şimdilik. Karşıdaki şekerden yapılma kulübeye direnmek  yeteri kadar yorucu zaten.</p>
<p>Adım Gretel, halüsinatif bağımlısıyım. Şekerlerle besin zincirim ve diyetim gereği ilişkiye giremeyince bitkilerle beslenmeye başladım malüm, mantarlar da bundan nasibini aldı haliyle. Yaşım küçük olduğundan ve doğada yaşamak ile ilgili yeterince ailevi eğitim almadığımdan sanırsam zehirli ve güzel renkli mantarlar beni kendisine çekti demek yanlış olmayacaktır. Aslında bir anlamda iyi de oldu diyebilirim. Ruh ikizim Hansel ile bu şekilde tanıştım.</p>
<p>Adım Hansel, Gretel&#8217;in ruh ikizi ve onun uydurduğu bir karakterim. Gökkuşağını ve şekeri çok seviyorum. Hayal ürünü olduğumu söylemiştim, gerçek değilim. Gerçeklik ona inanmayı bıraksanız da orada durur. Ben ise sadece yeteri kadar inandığınızda ortaya çıkıyorum. Bir de şu mantarlardan yediğinizde.</p>
<p>Adım Cadı. Bu hikayedeki kötü karakter benim. Ülkenin farklı yerlerinde bilumum şekerlerden evler yapıp çocukları kandırmak ve onları yemek en büyük hobim. Bubi tuzakları da kurabilirdim fakat bu şekilde olması bir cadı için daha az anormal. Hansel&#8217;in aksine ben gerçeğim ve 2 gündür Gretel adlı çocuğun kulübeye neden hala ayak basmadığını merak ediyorum. Belki kötü kadın olduğumu anladı, belki de daha önce hiç şeker görmediğinden dikkatini çekemedim.</p>
<p>Adım Gretel, yazıldığı gibi okunmayanlardan. Az önce kulübenin içinde bir kadın gördüğümü sandım. Daha dikkatlice bakınca camın kenarından beni gizlice seyrediyor olduğunu farkettim. Neden küçük bir çocuğa yardım etmek varken beni gizlice izliyordu anlamış değilim. İçeri tek giriş yolunun şekerden bir kapı olması ve onu kemirmek zorunda olmam gibi durum söz konusu olmasaydı çoktan içeri girip ne halt çevirdiğini sormak isterdim.</p>
<p>Adım Hansel, durum gittikçe boktanlaştı. Gretel sonunda fabrika ayarlarına döndü. Ne beni tanıyor, ne de kendisini. Şekerden kulübeye girmeye çalışıyor ve sanırım başarısız olmaması için de bir neden yok ortada. Kendisini yok edecek ve onunla beraber ben de yok olacağım. Nihayetinde mutlu son ile biten bir hikaye olmayacağını anladınız sanırsam. Mantar ile var oluyorum ama aynı mantar bir çocuğu aptala dönüştürdüğünden beni de yok etmesi an meselesi. <a href="http://ftp.ubi.com/emea/homm5/screenshots/HOMM5_Inferno_Symbol_Ouroboros.jpg">Ouroboros</a> misali sürünmek diye buna diyoruz işte.</p>
<p>Adım Jack, hikayenin yazarı benim. Schrödinger&#8217;in kedisinin hayatta kalma şansı ne ise Gretel&#8217;de o kadar şanslı -ve dolayısıyla Hansel-. Bu yüzden hikayeyi bitirmiyorum. Eğer bunu yaparsam mutlu bir son olmayacak. Yapmassam da olmayacak. Belki yaparsam olabilir de..</p>
<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: center;"><a href="http://uykugecirmez.org/wp-content/upLoads/2010/03/fall.jpg"><img class="size-full wp-image-1086 aligncenter" title="fall" src="http://uykugecirmez.org/wp-content/upLoads/2010/03/fall.jpg" alt="" width="480" height="341" /></a></p>
<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: center;">


<div class="shr-bookmarks shr-bookmarks-expand shr-bookmarks-center">
<ul class="socials">
		<li class="shr-comfeed">
			<a href="http://uykugecirmez.org/2010/03/discipline/feed" rel="nofollow" class="external" title="Bu makale için yorumlara üye ol.">Bu makale için yorumlara üye ol.</a>
		</li>
</ul>
<div style="clear:both;"></div>
</div>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uykugecirmez.org/2010/03/discipline/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kerata</title>
		<link>http://uykugecirmez.org/2009/09/kerata/</link>
		<comments>http://uykugecirmez.org/2009/09/kerata/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Sep 2009 23:28:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>jack</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kendime notlar]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku kaçınca]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://uykugecirmez.org/?p=899</guid>
		<description><![CDATA[Ne zaman insanlar çocuklara dayak atılmasını bu kadar yanlış karşılamaya başladı? Daha doğrusu şunu bilmek istiyorum: Ebeveynler neden çocuklarına dayak atmaktan bu kadar korkar hale geldi? Ben çocukken yanlış bişey yaptığımda 3T yi yerdim. Tekme, tokat bi de terlik. Diyaloğa bile girmiyorduk. Konuşup, tartışmak, bir de çocuğu dinleyelim diye birşey olmuyordu. Mola bile alamıyordum. Dur [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ne zaman insanlar çocuklara dayak atılmasını bu kadar yanlış karşılamaya başladı? Daha doğrusu şunu bilmek istiyorum: Ebeveynler neden çocuklarına dayak atmaktan bu kadar korkar hale geldi? Ben çocukken yanlış bişey yaptığımda 3T yi yerdim. Tekme, tokat bi de terlik. Diyaloğa bile girmiyorduk. Konuşup, tartışmak, bir de çocuğu dinleyelim diye birşey olmuyordu. Mola bile alamıyordum. Dur diyemiyordum inanın.</p>
<p>Hayatımda bi kere olsun oda hapsine maruz kalmadım. Amacı neydi ki zaten? Bir çocuğu odasına göndermek, bütün gün atari oynayıp, fosur fosur uyumasına müsade etmek? Meh, harika fikir! Oldu olacak psikoloğa gönderin, teyze götünden bi hastalık uydursun ve siz de işe yaramayan ebeveynler olarak kalın.</p>
<p>Bence geçmişte, şimdi de ve gelecekte, çocukların ihtiyacı olan tek şey &#8220;sopa&#8221;. Odalarını toplamalarını söylüyorsunuz ve onlar HAYIR diyor, sizde gösteriyorsunuz sopayı. Bu kadar basit işte. Sakın ola televizyondaki, haftasonu eklerindeki, internetteki zırvalıkları dinlemeyin. Eğer onların dediği gibi olsaydı, bütün çocukların ferrariden bozma yatakları, duvarlarında plazma televizyonları olur, Mozart dinleyerek büyürlerdi. Aslında o kadar da kötü gelmiyor kulağa bunlara sahip olmak. Çocuklarınız kendilerini beğenmiş olarak büyürlerdi en azından. Minik bir ofiste bi ton rapor yazarak başkalarını zengin ettikleri bir kariyere sahip olduklarında buna alışmaları çok uzun sürmezdi böylece.</p>
<p>Asıl problem, çocukların kendi fikirlerinin bir anlamı ve değeri olduğunu düşünmeleri. Çocuklarınızı dövmeyerek çarpıtılmış bir gerçekliğe yönelmelerini sağlıyorsunuz. Bunun olmaması için sizlere uygun gördüğünüz biçimde kullanmanız adına bir yol gösterici hazırladım. (isterseniz çıktısını alıp buzdolabına yapıştırabilir, hem sizin hem de çocuğunuzun unutmamasını sağlayabilirsiniz)</p>
<p><strong><span style="color: #875ea1;">5 Kardeş:</span></strong><strong> </strong>En basit, en bilinen çocuğu adam etme yöntemi. Baş parmağınız haricindeki diğer 4 parmağınızı bitiştirin, elinizin tersiyle yüzünün ortasına gelecek biçimde savurun. Bir de püf noktası var tabi, çocuğunuzun suratına eliniz temas etmeden önce bileğinizin temas etmesine özen gösterin. Bu önemli, çünkü çocuğunuzun sizi bir kılıbık olarak görmesi riskini almak istemezsiniz.</p>
<p><strong><span style="color: #875ea1;">Sazan vuruşu:</span></strong><strong> </strong>Sadece şunu sorun, <em>&#8221; o tişörtündeki leke de ne öyle?&#8221;</em> Çocuk refleks olarak kafasını eğip tişörtüne baktığı anda elinizle burnuna yukarıya doğru bir hamle yapın. İşe yaraması için bu sorunun her daim çocuğu meraklandırması lazım.</p>
<p><strong><span style="color: #875ea1;">Terlik:</span></strong><strong> </strong>Genelde annelerin tercih etmek isteyeceği bir yöntem. Ayrıca uzun mesafeden amaca hizmet eder. Canınız sıkıldığında üzerlerinde pratik yapmamanız çok önemli. Terlikten sıyrılmanın yollarını keşfetmemeleri için bunun yerine kırılacak her hangi bir eşyada deneyebilirsiniz. Ardından asıl hedef talimi için bir neden yaratmış olursunuz.</p>
<p><strong><span style="color: #875ea1;">Sopa:</span></strong><strong> </strong>Elinizin altında bir tane mutlaka bulunmalı. Cetvel falan da kullanabilirsiniz. Genelde iyi bir amaca hizmet eden bu yöntem çocuğun mesajı alması için idealdir.  Eğer çocuk hiperaktif ve siz de etrafta koşuşturmak için fazla yaşlıysanız daha uzun bir sopa edinin ve arada mesafe olsa dahi kafasına bir kaç tane indirebilesiniz. Böylece kimin patron olduğunu anlayacaklardır.</p>
<p><strong><span style="color: #875ea1;">Dejavu</span></strong><strong><span style="color: #875ea1;">:</span></strong> Bu yöntem alışverişe çocuklarla çıkıldığında paha biçilemez derecede önemli. Çocuk yanınızda <em>&#8221; </em><em>anne acıktım, baba oyuncak istiyorum, anne çişim geldi, baba bana bunu al&#8221;</em> diye susmuyorsa öncelikle <strong>5 kardeş</strong> yöntemiyle bir manevra yapın. Bi kaç saniye bekleyin, ağlamaya başladığında ikincisini indirin. Bu yöntemi hemen kavrayan çocuk, ne kadar ağlarsa onunla doğru orantılı olarak o kadar <strong>5 kardeş</strong> geleceğini bilecektir.</p>
<p><strong><span style="color: #875ea1;">Kalın oklava:</span></strong><strong> </strong> Eğer ebeveyn olarak görevinizi layıkiyle yerine getiriyorsanız zaten bu yönteme ihtiyaç duymayacaksınız. Bu sadece çok ağır dayak gerektiren durumlarda kullanılmalı misal &#8220;baba ben haticeyi hamile bıraktım&#8221;, &#8220;&#8230;.. istersem yaparım, kimse karışamaz&#8221; -burada noktalı kısma seks, uyuşturucu kullanmak, kurtlar vadisi izlemek vs. gelebilir- Genelde bu yöntemden sonra çocuklarda bir söz dinleme eğilimi görülür.</p>
<p><strong><span style="color: #875ea1;">Uçan tekme:</span></strong><strong> </strong>Eğer çocuğunuza odasını toplatmak, bulaşıkları yıkatmak, çiçekleri sulatmak, vergi iade zarfınızı doldurtmak konusunda sıkıntı çekiyorsanız bu yöntem tam size göre. Garanti veriyorum, uçan tekmeden sonra istediklerinizi bi kere söyleyeceksiniz.</p>
<p><em>Hatırlatma: </em>Çocukların zırvalıklarına asla kanmayın. Evin kirasını, faturaları, kıyafetlerini, harçlığını, yemeğini sen ödüyorsun. Sen onların sahibisin. Onlar senin değil. Eğer hoşlarına gitmiyorsa taşınabilirler. Eğer çocuklarınızı seviyorsanız, onların bir aptal olarak yetişmemesi adına, dövecek kadar da sevin.</p>


<div class="shr-bookmarks shr-bookmarks-expand shr-bookmarks-center">
<ul class="socials">
		<li class="shr-comfeed">
			<a href="http://uykugecirmez.org/2009/09/kerata/feed" rel="nofollow" class="external" title="Bu makale için yorumlara üye ol.">Bu makale için yorumlara üye ol.</a>
		</li>
</ul>
<div style="clear:both;"></div>
</div>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uykugecirmez.org/2009/09/kerata/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>14</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Başladım koşmaya</title>
		<link>http://uykugecirmez.org/2009/08/basladim-kosmaya/</link>
		<comments>http://uykugecirmez.org/2009/08/basladim-kosmaya/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Aug 2009 12:57:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>jack</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uyku kaçınca]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://uykugecirmez.org/?p=516</guid>
		<description><![CDATA[Gerilerden gelip öne geçmek en büyük hayalim olmuştu hep. İnsanlar zıttını düşünürken onları ters köşeye yatırmanın hayali. Benim gibi kaybedenlerin hayallerinden başka neyi var ki zaten? Hem bundan daha güzel neyin hayali olabilir, hı? Yanlış yaptığın herşeyin aslında birer aldatmaca olduğu bir gerçeklik, şaşkın bakışlar arasında göğsünü gere gere dolaştığın, nıhaha diye güldüğün. Sizce de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><a href="http://uykugecirmez.org/wp-content/upLoads/2009/08/25f556bb2bc06539d73d3c6c3417d84a11ce2551_m.jpg"><br />
</a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://uykugecirmez.org/wp-content/upLoads/2009/08/25f556bb2bc06539d73d3c6c3417d84a11ce2551_m.jpg"><img class="size-full wp-image-515 aligncenter" title="luz" src="http://uykugecirmez.org/wp-content/upLoads/2009/08/25f556bb2bc06539d73d3c6c3417d84a11ce2551_m.jpg" alt="luzır" width="333" height="480" /></a></p>
<p><span style="color: #888888;">Gerilerden gelip öne geçmek en büyük hayalim olmuştu hep. İnsanlar zıttını düşünürken onları ters köşeye yatırmanın hayali. Benim gibi kaybedenlerin hayallerinden başka neyi var ki zaten? Hem bundan daha güzel neyin hayali olabilir, hı? Yanlış yaptığın herşeyin aslında birer aldatmaca olduğu bir gerçeklik, şaşkın bakışlar arasında göğsünü gere gere dolaştığın, </span><strong><span style="color: #888888;">nıhaha</span></strong><span style="color: #888888;"> diye güldüğün. Sizce de güzel değil mi?</span></p>
<p><span style="color: #888888;">Dönüp arkama baksam yediğim bütün haltlar orada, yüzleşmem için beni bekliyorlar. Bu kadar hata ile yüzleşip, ardından da önüme şöyle bir baktığımda aslında diğerlerinden ne kadar geri kaldığımıda farkediyorum. Hangi tarafından bakarsanız bakın bu durumdan kurtulmanın tek yolu, aslında sizin koca bir aldatmaca olduğunuz sonucuna varmalarını sağlamaktır. Onları şaşırtmalı, depresyona sürüklemeli ve mümkünse yoldan çıkartmalısınız. Nasıl yanıldıklarını, nerde hata yaptıklarını ve neden bu kadar umursamaz olduklarını düşünürken varacakları tek sonuç kendilerine olan nefret olmalı. Nefret duyacaklar çünkü onların egolarını tatmin edip, mutlu edebilen bir ezik olmayacak çevrelerinde. Böylece gerçekte ne olduklarını görecekler. Böylece gerçekten eşit olacağız.</span></p>
<p><span style="color: #888888;">Başkalarının mutsuzluklarından prim yapanlar, çıkarları olmadıkça düşenlerin elinden tutmayanlar size sesleniyorum, bırakın bu ayakları. Sizi yok etmeye geliyorum, dilediği gibi yaşadıkları için aptal değer yargılarınız yüzünden yargılanıp, son sınıf insan muamelesi görmekten bıkanlar adına. Herşeyin imajdan ibaret olduğu bir dünya burası. Ne olduğunuz, nasıl göründüğünüzle alakalı. Sizin kurallarınızla oynayacağım.</span></p>
<p><span style="color: #333300;">Adım Meriç. 32 yaşında, bekar ve mutsuzum. Fakat kesinlikle umutsuz değilim. Bir gün, evet birgün benim de günüm gelecek. </span><strong><span style="color: #333300;">every dog has its day.</span></strong><strong><span style="color: #333300;"> </span></strong><span style="color: #333300;">Artık dipteyim, geçmiş ve gelecek bakmak istemediğim kadar kötü. Fakat bugün, bugün öyle değil. Bugün o gün.</span></p>
<p><span style="color: #333300;">Her sabah olduğu gibi </span><a href="http://uykugecirmez.org/wp-content/upLoads/2009/08/01-The-Verve-Bitter-Sweet-Symphony.mp3"><span style="color: #333300;">Bitter Sweet Symphony</span></a><span style="color: #333300;"> ile uyandım. Her sabah olduğu gibi traş olurken suratımı kestim. Her sabah olduğu gibi aynada kendi gözlerime bakarken yakaladım kendimi. Her sabah olduğu gibi kustum. Her sabah olduğu gibi ilk düğmeyi yanlış ilikledim. Her sabah olduğu gibi okula giden çocuklara baktım. Her sabah olduğu gibi hayatın anlamını sorguladım. Her sabah olduğu gibi balkondaki amcaya selam verdim. Her sabah olduğu gibi sigaramın beni biraz daha öldürmesine izin verdim. Her sabah olduğu gibi çalışmak zorunda olduğumu hatırladım. Her sabah olduğu gibi güne 1-0 geride başladım. Her sabah olduğu gibi hiç doğmamış olmayı diledim.</span></p>
<p><span style="color: #333300;">Dükkana vardığımda olacaklardan habersizdim. Uzun zaman önce aşık olduğum kadın tesadüfen kahve dükkanıma geldi. Burada olacağımı biliyor muydu, bilmiyor muydu emin değilim. Beni gördüğünde gülümsedi. Bende kafamı merhaba anlamına gelecek şekilde salladım. Gülümsedi gülümsemesine ama sanki halime gülüyordu aslında. Burda insanlara kahve satıyor olmam onu neşelendirmişti adeta. Kıyafetleriyle yargılayacak olsaydım çok zengin ve rükuş olduğunu, parmağına bakacak olursam evlendiğini, suratına bakacak olursam kibir ve şımarıklığından o an boşalıyor olduğunu söyleyebilirdim.</span></p>
<p><em><span style="color: #333300;">-Meraba, demek burada çalışıyorsun?!</span></em></p>
<p><em><span style="color: #333300;">-Evet, seviyorum bu işi.</span></em></p>
<p><em><span style="color: #333300;">-Bravo, sana da bu yakışırdı zaten.</span></em></p>
<p><span style="color: #333300;">Siparişini verdi ve cam kenarında bir yer beğendi kendisine.. Geçmişimizi bilmeyenler için bir açıklama yapmam gerekir burada. Üniversite yıllarında okul radyosunda programım varken dinleyicilerimden birisiydi. Yayın esnasında en sık arayan dinleyici de oydu. Gel zaman bu sıklaştıkça biz daha samimi olduk ve ben bir gün, onun dinlediğinden eminken her zaman onun için çaldığım şarkıyla ona evlenme teklifi ettim..</span></p>
<p><span style="color: #ed1172;"><strong><span style="color: #333300;"> *</span><span style="color: #333300;">now i&#8217;m ready to close my eyes, now i&#8217;m ready to close my mind, now i&#8217;m ready to feel the hand to lose my heart in the burnin&#8217; sand</span></strong></span></p>
<p><span style="color: #333300;">Hayatımız, ve dört yılımız ve bütün güzel hayallerimiz ortaktı. Şimdikinden çok farklı bir şekilde, hiçbir sabah suratımı kesmiyordum traş olurken. Ve baktığım ilk çift göz, onunkilerdi. Hayatın anlamı da o gözlerdeydi ve ben hayatla ilgili bütün soru cümlelerinden uzaktaydım onun kokusunu duyarken.</span></p>
<p><span style="color: #333300;">Camdan yansıyan yüzüne baktım. Gözlerinin etrafında belirginleşen çizgiler, çocuksu ifadesinin bileklerini kesmek için oradalardı ve dudaklarındaki ona o karşı konulmaz neşeyi veren şekil, yerini ağır bir makyaja bırakmıştı. Mutlu mu acaba? Diye sordum kendi kendime. Ama sonra cevabı zaten bildiğimi, boynunu büküşündeki hüznün de bana destek olduğunu fark ettim.</span></p>
<p><span style="color: #333300;">Kahvesine tükürmeden götürmek olmazdı aslında. Ama aklıma çok daha iyi bir fikir gelmişti. Neden elimin altında tuttuğumu bilmediğim fare zehirini aldım, kahvesine ekledim, tadını almasın diye kremasını bol koydum –zaten kahveyi hep bol kremalı içerdi.-</span></p>
<p><span style="color: #333300;">Sakince yanaştım, kahvesini bıraktım, ve tek kelime etmeden uzaklaştım.</span></p>
<p><span style="color: #333300;">Seni özledim diye seslendi arkamdan.</span></p>
<p><span style="color: #333300;">Gülümsedim, tekrar yanaştım ve kulağına güçlükle duyabileceği şekilde fısıldadım,</span></p>
<p><em><span style="color: #333300;">-İnsanların seni hala özleyebilecekleri yerde kal.</span></em></p>
<p><span style="color: #333300;">Kahvesini yudumlayıp, yere yığılmadan hemen önce, peçetedeki </span><em><span style="color: #333300;"> &#8220;I&#8217;ll take you down the only road I&#8217;ve ever been down&#8221; </span></em><span style="color: #333300;">notunu okumuştu.</span></p>
<p><span style="color: #333300;">Vicdan azabı duymayacaktım. Biliyordum ki, egosu ona beni özlediğini söylüyordu, zavallı, o da öyle sanıyordu. Aralarında ince bir çizgi vardır. Hangisinin hangisi olduğunu anlamak zordur. Yaşayan için de, gören için de geçerli bu.</span></p>
<p><span style="color: #333300;">Ambulansı da, polisi de kendi ellerimle aradım. Geldiklerinde onun için çok geç kalmış olmalarını diliyordum. Nitekim öyle de oldu. Ölmüş olduğunu anlayan müşterilerden bir kaçı ağlamaya başlamıştı bile. Onları sakinleştirmek için daha hafif bi müzik açtım, ama işe yaramadığı gibi daha çok ağlamaya başladılar bu kez. Bu tip insanlar genellikle hayata seyircilerdir. Yarışa giremezler çünkü kaybedeceklerinden korkarlar. Kendi hayatlarını tribünden izlerler. Başkalarının hayatlarına bakarak güler ve ağlarlar. Kendi benlikleriyle senkronize olamazlar. Olamazlar çünkü hayat gerçekten kocaman bir fear factor yarışmasıdır. Neyse işte, dükkanı erkenden kapamam gerekti bu üzücü olay yüzünden. İnsanların gidip olayı yaymaları lazımdı hem zaten, ailelerine, arkadaşlarına, msn listelerine, bloglarına vs. dayanamazlardı yoksa, içlerinde patlardı. Medya akın etmeden uzaklaştım.</span></p>
<p><span style="color: #333300;">Otopsi raporu alınıp, ölüm nedeninin kahveden dolayı olduğu anlaşılıncaya kadar ben toz olurdum ortalıktan. Sıra hayatıma girmiş ve çıkmış diğer asalaklara gelmişti. Bugünkü yalnızca bir başlangıçtı. Eski ev arkadaşım, kuzenim, bakkaldaki kadın, sevgilimin yavşak arkadaşları, ben.. ve dahası.</span></p>
<p><span style="color: #333300;">Yarın, sabaha bir katil olarak uyanacağım. Yarın, sabaha olması gerektiği gibi 0 &#8211; 0 başlayacağım. Yarın sabah aynayı parçalayacağım.</span></p>
<p><span style="color: #333300;">Yarın, bambaşka biri olarak uyanacağım.</span></p>
<p style="text-align: left; ">
<p style="text-align: left; ">
<p style="text-align: left; ">
<p style="text-align: left; ">


<div class="shr-bookmarks shr-bookmarks-expand shr-bookmarks-center">
<ul class="socials">
		<li class="shr-comfeed">
			<a href="http://uykugecirmez.org/2009/08/basladim-kosmaya/feed" rel="nofollow" class="external" title="Bu makale için yorumlara üye ol.">Bu makale için yorumlara üye ol.</a>
		</li>
</ul>
<div style="clear:both;"></div>
</div>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uykugecirmez.org/2009/08/basladim-kosmaya/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
<enclosure url="http://uykugecirmez.org/wp-content/upLoads/2009/08/01-The-Verve-Bitter-Sweet-Symphony.mp3" length="11474318" type="audio/mpeg" />
<enclosure url="http://uykugecirmez.org/wp-content/upLoads/2009/08/01-The-Verve-Bitter-Sweet-Symphony.mp3" length="11474318" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Superfecundation</title>
		<link>http://uykugecirmez.org/2009/07/superfecundation/</link>
		<comments>http://uykugecirmez.org/2009/07/superfecundation/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2009 13:51:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>jack</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uyku kaçınca]]></category>
		<category><![CDATA[batman]]></category>
		<category><![CDATA[böö]]></category>
		<category><![CDATA[malbino]]></category>
		<category><![CDATA[penis merakı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://uykugecirmez.org/?p=274</guid>
		<description><![CDATA[Hamileyken tekrar hamile kalan bir annenin çocuğuyum. Nasıl olur demeyin, var böyle bir şey. İkiz olarak dünyaya geldik. Fakat bir sorun vardı: kız kardeşim zenci, ben beyaz, annem ise orospuydu. 18 Ağustos 1960 gecesi, bir adamın altında, diğerinin üstünde orgy&#8217;e koşan annemiz bize bir süre bakmıştı. Aslında, 9 yaşımdayken Woodstock konserine bizi de götürdüğünde, aşırı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hamileyken tekrar hamile kalan bir annenin çocuğuyum. Nasıl olur demeyin, var böyle bir şey. İkiz olarak dünyaya geldik. Fakat bir sorun vardı: kız kardeşim zenci, ben beyaz, annem ise orospuydu.</p>
<p>18 Ağustos 1960 gecesi, bir adamın altında, diğerinin üstünde orgy&#8217;e koşan annemiz bize bir süre bakmıştı. Aslında, 9 yaşımdayken Woodstock konserine bizi de götürdüğünde, aşırı LSD&#8217;den devreleri yakana kadar bakabildi. Sonraları kendimi benim gibi bakıma muhtaç veletlerin yaşadığı yerde buldum. Zamanımın çoğunu çizgi roman ve ansiklopedi okuyarak geçiriyordum. Kütüphane imkanları dahilinde birçok kitap bitirmişliğim bile vardı. Batman ise kahramanımdı. Halktan biriydi, süper güçleri yoktu fakat mangal gibi yanan bir yüreği olduğuna emindim. Büyüyünce olmak istediğim adamdı, ekoldü, karizmaydı ve sonradan öğrendiğime göre babamdı.<a href="http://uykugecirmez.org/wp-content/upLoads/2009/07/723e80c2509668f28b18f8cef753a7e6d137016a_m1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-838" title="723e80c2509668f28b18f8cef753a7e6d137016a_m" src="http://uykugecirmez.org/wp-content/upLoads/2009/07/723e80c2509668f28b18f8cef753a7e6d137016a_m1.jpg" alt="723e80c2509668f28b18f8cef753a7e6d137016a_m" width="360" height="480" /></a></p>
<p><a href="http://uykugecirmez.org/wp-content/uploads/2009/07/723e80c2509668f28b18f8cef753a7e6d137016a_m.jpg"><span style="color: #000000;"> </span></a></p>
<p>Arada bir annem ziyaretimize gelirdi. Kız kardeşim siyah ve piç olduğundan çocuklar tarafından sevilmiyordu, onu ortaya alıyorlar, <em>piç! piç! piç!</em> diye itip kakıyorlardı. Gerçi herkes piçti. Annem yettiği kadar, aklınca, ısrarla veletlere kız kardeşimin kendi kızı olduğunu ispatlamaya çalışıyordu. Veletlerde velet olduklarından dalga geçiyordu.  Bende siyahtım aslında onlara göre, ama beyaz olduğumdan ve batman kıyafetleriyle ortada dolaştığımdan <em><strong>Malbino</strong></em> lakabını uygun gördüler. Oradan ayrılana kadar da malbino olarak anıldım.</p>
<p>Ayrıldığımda 17 yaşındaydım. Devlet baba işe atılmam için cüzi bir miktar para vermişti bakım evinden ayrılmadan önce. Çizgi roman iyi bir yatırım gibi duruyordu başlarda, ufak bir tezgahta onları satmaya başladım. Sevdiğim işi yapıyor ve iyi kazanıyordum. Fakat tezgahımın yanında saksafon çalarak geçinmeye çalışan hatun yüzünden sıyırmama ramak kalmıştı. Berbat çalıyordu. Berbat ne kelime, tam bir enkazdı. Sonraları sakso çekebilme yetisini ölçmek için bir gün yanına yanaşıp kulağına &#8220;<em>benim aletide çalsana</em>&#8221; dedim. Bunu masumca söylediğinizde etkili olmuyor sanırım. <em>&#8220;Aaa, sen ne çalıyorsun ki</em>&#8221; dedi bana. <em>&#8220;Hayır, anlarsın ya, aşağıdakini kastediyorum&#8221;</em> diyince gözleri parladı. Elimden tuttu, iki blok arasındaki dar sokağa girip bana muamele yaptı. İtiraf ediyorum, ilk deneyimim buydu ve kusursuzdu. Tekrar tezgahın oraya döndüğümüzde saksafonun yerinde olmadığını farkettik. Kız anında sinir krizi geçirdi. Sanırsınız ki, Godzilla orgazm oluyor. Ağlamaya başladı sonra. Kendimi suçlu hissettim. &#8220;<em>Yarın yine burda ol&#8221;</em> diyip tezgahımı topladım ve uzaklaştım. O gece müzik dükkanının birinin camını indirip kıyağından bir saksofon arakladım -<strong>hayatımın en büyük hatasıydı</strong>- Sabah kıza hediye ettiğimde mutluluktan boynuma atladı. &#8220;<em>Fakat</em>&#8221; dedim,<em> &#8220;bunu yanımda çalmayacaksın, git kendine başka bir mekan bul&#8221;</em>. <em>&#8220;Olmaz&#8221;</em> dedi, <em>&#8220;o zaman çalmayı öğren&#8221;</em> dedim -<strong>işte hayatımdaki en büyük ikinci hata</strong>-  Suratımda patlayan saksafon ön dişlerimin hepsini kaldırıma dökmüştü. Bu kadarını haketmişmiydim tartışılır. <em> </em></p>
<p><em>&#8220;Nasıl iyi çalabiliyor muyum?</em>&#8221;</p>
<p>&#8220;<em>ivit</em>&#8220;.</p>
<p>Nasıl olduysa o kızla evlendik -<strong>üçüncü büyük hata</strong>- Biri kız biri erkek iki çocuğumuz oldu. Tuhaf bir ailemiz vardı. Kızım penislere meraklıydı misal. Bunun ulu orta sevişmemizle alakalı olmasından dolayı olduğunu anlatmaya çalışsamda biricik eşim bir gün nasıl olsa öğrenecekler diyordu. Sonraları alıştılar zaten. Oğlum daha çok benim gibiydi. Kostümlere ve çizgi romanlara meraklıydı, akıllı bir çocuktu. Eşimi biliyorsunuz zaten. <a href="http://uykugecirmez.org/wp-content/upLoads/2009/07/omgwtf.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-839" title="omgwtf" src="http://uykugecirmez.org/wp-content/upLoads/2009/07/omgwtf.jpg" alt="omgwtf" width="420" height="579" /></a></p>
<p>Berlin duvarı henüz yıkılmıştı ki eşim beni zengin bir züppe için terketti. Adam eyaletin, hatta ülkenin en büyük orospu çocuğuydu. Denek olarak insanları kullandıkları bir ilaç şirketi vardı. Bana kalırsa saftirik eşimi deneylerinde kullanmak için onunla birlikteydi ama gelinde bunu ona anlatın. Bir kaç ay sonra kekeme oldu, ardından saçları döküldü ve terkedildi. Yıllar sonra birisi kaldırımı ısırtarak ensesine tekmeyi gömene kadar da mutsuz bir hayat sürdü.</p>
<p>Kız kardeşim ünlü bir vantrolog olmuştu. Kardeşimdi fakat babalarımız farklıydı. Onun ki Bill Cosby gibi duruyordu, benimkisi daha çok ve hala Batman gibi. Nerden mi biliyorum? Joker olcak hali yoktu ya? Biliyorum çünkü gecelerin adamıydı, annemi beceren, beyaz olan ve üstte olan oydu. O geceden sonra kaybolmuş ve bir daha haber alınamamıştı.</p>
<p>Kardeşim babasını aradığı dönemlerde annemi soru yağmuruna tutuyor, zavallı annem ise 2 gram beyniyle yanıtlamaya çalışıyordu. Meğer babası bir veznedar imiş -siyah bir veznedar?- Sonra annemin kendini astığı haberi geldi. Bıraktığı notta şu yazıyordu:</p>
<blockquote><p>Anko muukin sipran laso keveha. Rayuj miyante loso kerpeh. Mol omenia jo.</p></blockquote>
<p>Kimse bi bok anlamamıştı. Batman anlar diye ona bir hayran mektubu çaktım ve babam olduğunu bildiğimi de söyledim. Yanıt gecikmedi.</p>
<blockquote><p>Mesajınızı anlamadık. Robin ve ben gayet mutluyuz. Lütfen rahatsız etmeyin!</p></blockquote>
<p>Çok kızgındım, evet gay olduklarına dair teoriler vardı ama ben buna inanmıyordum önceleri. Kanıt yeterliydi, kendisi bir ibneydi. Babam olması biyolojik açıdan mümkün olsa da görünen o ki cinsel tercihleri açısından değildi. Hayata küsmedim, araştırmaya devam ettim. Sonraları öğrendim ki bu mektupları yayıncı şirkette çalışan bi kaç göt herif cevaplıyormuş. O kadar çok babası olduğunu savunan çocuktan mektup alıyorlarmış ki, çözümü bunda bulmuşlar. Gerçek Batman ile bir randevu ayarlamalarını istedim, kırmadılar -yemedi götleri tabi-</p>
<p>Başından geçenleri anlattı. Çizgi romanlardaki kadar heyecanlı olmasada merakla dinledim. Anlattığına göre kısaca zenci adam ve babam kankalarmış ve annemi bardan kaldırmışlar. &#8220;<em>O gece tuhaf birşeyler olacağını hissetmiştim</em>&#8221; dedi. Sonra <em>&#8220;babaa</em>&#8221; diye boynuna sarıldım, <em>&#8220;ben senin baban değilim&#8221;</em> dedi. <em>&#8220;Babamsın!&#8221;</em> diye zırladım. &#8220;<em>İstenmeyen çocuktun sen</em>&#8221; dedi. Cinler tepeme çıkmıştı, taşaklarına bir tekme attım ve uzaklaştım. -<strong>hayatımdaki en karizma hata</strong>- Sonsuza dek bir daha ne görüştük ne de adını andım.</p>
<p><a href="http://uykugecirmez.org/wp-content/uploads/2009/07/3354665675_ee603d53e7_b.jpg"> </a></p>
<p><a href="http://uykugecirmez.org/wp-content/uploads/2009/07/3354665675_ee603d53e7_b.jpg"> </a></p>
<p>Yarım akıllı annemi, saftirik eşimi ve  ibnetor babamı kaybettikten sonra hayat beni buralara getirdi işte. Şimdi cadılar bayramında satmak için balkabağı yapıyorum. BÖÖ!</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://uykugecirmez.org/wp-content/upLoads/2009/07/3354665675_ee603d53e7_b1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-840" title="3354665675_ee603d53e7_b" src="http://uykugecirmez.org/wp-content/upLoads/2009/07/3354665675_ee603d53e7_b1.jpg" alt="3354665675_ee603d53e7_b" width="491" height="329" /></a></p>


<div class="shr-bookmarks shr-bookmarks-expand shr-bookmarks-center">
<ul class="socials">
		<li class="shr-comfeed">
			<a href="http://uykugecirmez.org/2009/07/superfecundation/feed" rel="nofollow" class="external" title="Bu makale için yorumlara üye ol.">Bu makale için yorumlara üye ol.</a>
		</li>
</ul>
<div style="clear:both;"></div>
</div>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uykugecirmez.org/2009/07/superfecundation/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>I was young and I needed love</title>
		<link>http://uykugecirmez.org/2009/07/i-was-young-and-i-needed-love/</link>
		<comments>http://uykugecirmez.org/2009/07/i-was-young-and-i-needed-love/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2009 11:10:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>jack</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uyku kaçınca]]></category>
		<category><![CDATA[çok salağım]]></category>
		<category><![CDATA[exorcism]]></category>
		<category><![CDATA[parmağımdaymış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://uykugecirmez.org/?p=280</guid>
		<description><![CDATA[Sabah güneşinin gözlerine vurduğunu sandığında sevgilisi elinde fenerle odada birşeyler arıyordu. Aradığı şeyin ne olduğunu merak edip uyanmaya karar verdi. -Işığı açıp ara istersen. -Ah, kusura bakma uyandırdım seni de. -Önemli değil, ne arıyordun? -Yüzüğümü. -Evlenme teklif ettiğim yüzük mü? -Bulucam merak etme. -Önemli değil, teklifi kabul ettin nasıl olsa. -Olmaz, bulmam lazım! Aslında neden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sabah güneşinin gözlerine vurduğunu sandığında sevgilisi elinde fenerle odada birşeyler arıyordu. Aradığı şeyin ne olduğunu merak edip uyanmaya karar verdi.</p>
<p>-Işığı açıp ara istersen.</p>
<p>-Ah, kusura bakma uyandırdım seni de.</p>
<p>-Önemli değil, ne arıyordun?</p>
<p>-Yüzüğümü.</p>
<p>-Evlenme teklif ettiğim yüzük mü?</p>
<p>-Bulucam merak etme.</p>
<p>-Önemli değil, teklifi kabul ettin nasıl olsa.</p>
<p>-Olmaz, bulmam lazım!</p>
<p>Aslında neden ve nasıl kaybolduğunu merak ediyordu, o yüzük bir simgeydi, hatıraydı. Aynısının tıpkısı yeni bir tane alsalar dahi bu onu mutlu etmeyecekti. Sevgilisini klonlatsa klonunu sevebilir miydi? Ayağa kalktı ve ona aramasında yardım etti. Bir süre bakınsalar da bulamadılar. İçeri geçip kahve hazırlamak istedi kız, daha ayık kafayla tekrar aramak için. Kahvelerini içip balkon demirlerine yaslanıp birer sigara tüttürdüler. Sabaha az kalmıştı, günün bu saatinde uzaktaki köprü daha da güzel görünüyordu, görünmüyordu bunu tartışıp yüzüğü aramaya kaldıkları yerden devam ettiler. Fakat ne yapsalarda bulamadılar. Ortam gitgide geriliyordu. Kaybolan bir yüzük, somurtkan bir erkek, telaşlı bir kız. Sonra sevişmeye karar verdiler tartışmak yerine. Güzel bir sevişmenin ardından kız işe gitmek için duşa girdi, üstünü değiştirdi, çocuk hala çıplaktı.</p>
<p>İş dediği, profesyonel apartman yöneticiliğiydi. Bir çok apartmana aynı anda yöneticiydi ve muhtar buna çok içerliyordu. Çocuk ise işsizdi. Fakat bol bol online oyunlar oynayıp, karakter ve oyun içindeki para birimi neyse onu satıyordu. Geleceğin mesleği buydu ona göre. Çünkü bir gün herkes çalışmaktan sıkılıp oyun oynayacaktı.</p>
<p>İşten uykusuz dönen kız kendine ve sevgilisine kahve hazırladı, morali bozuktu. Bozuktu çünkü yüzük parmağındaydı bütün o zaman boyunca ve bunu eve dönerken farketmişti. Hemen diğer bilgisayarı açtı ve oyunda sevgilisine  katıldı. Biraz görev yaptılar. Görev esnasında bir sandıktan unique bir yüzük düştü. Çocuk yüzüğü aldı ve oyundaki adıyla mononokehime&#8217;ye evlenme teklif etti. Küçük elf bebekleri olsun istediler. Kız sürpriz olsun diye yüzüğü kahve bardağına koymuştu, çocuk yanlışlıkla bardağı kafasına dikince boğuldu. Kız suni tenefüs konusunda panikle ne biliyorsa uygularken, o sırada oyunda yoldan geçen tribal magic konusunda master yapmış bir darkelf ikisine de okkalı bir exorcism çakıyor ve karakterleri mefta oluyordu.</p>
<p>Kamera yükseliyor ve odayı kuşbakışı son bir kez alarak görüntüyü karartıyordu. Tekrar görüntü geldiğinde, &#8220;Kıssadan hisse, hayat sürprizlerle doludur, yeterki onlar sizi bulsun&#8221; diyen gözlüklü bir amcayı görüyorduk.</p>
<p><a href="http://uykugecirmez.org/wp-content/uploads/2009/07/rre1.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-297" title="rre" src="http://uykugecirmez.org/wp-content/uploads/2009/07/rre1-234x300.jpg" alt="rre" width="234" height="300" /></a></p>


<div class="shr-bookmarks shr-bookmarks-expand shr-bookmarks-center">
<ul class="socials">
		<li class="shr-comfeed">
			<a href="http://uykugecirmez.org/2009/07/i-was-young-and-i-needed-love/feed" rel="nofollow" class="external" title="Bu makale için yorumlara üye ol.">Bu makale için yorumlara üye ol.</a>
		</li>
</ul>
<div style="clear:both;"></div>
</div>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uykugecirmez.org/2009/07/i-was-young-and-i-needed-love/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Trip like I do</title>
		<link>http://uykugecirmez.org/2009/05/trip-like-i-do/</link>
		<comments>http://uykugecirmez.org/2009/05/trip-like-i-do/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 May 2009 12:28:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>jack</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uyku kaçınca]]></category>
		<category><![CDATA[Alkol]]></category>
		<category><![CDATA[İntihar]]></category>
		<category><![CDATA[Yan etkiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://uykugecirmez.org/?p=181</guid>
		<description><![CDATA[Bütün bir hafta sonu boyunca içtim. Susuzluğum ve param mutlu bir rastlantıyla aynı anda sona erdi. Artık evden dışarı çıkabilmek için gerekli özgüvene sahibim. Bilmediğim bir yere gitmek istiyorum, kimliğimi saklamadan, alkolün etkisi geçmeden. Para bulmalıyım önce. Dilencileri soyabilir ya da soyunarak para kazanabilirim, farketmez. İkisi içinde yeteri kadar günahsızım şu an. Az ilerdeki dilenciyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><a href="http://uykugecirmez.org/wp-content/uploads/2009/05/trip-like-i-do.jpg"></a>Bütün bir hafta sonu boyunca içtim. Susuzluğum ve param mutlu bir rastlantıyla aynı anda sona erdi. Artık evden dışarı çıkabilmek için gerekli özgüvene sahibim.</p>
<p>Bilmediğim bir yere gitmek istiyorum, kimliğimi saklamadan, alkolün etkisi geçmeden. Para bulmalıyım önce. Dilencileri soyabilir ya da soyunarak para kazanabilirim, farketmez. İkisi içinde yeteri kadar günahsızım şu an.</p>
<p>Az ilerdeki dilenciyi soymakla işe başlayıp burdan elde ettiğimle bir strip klube girer, elimdeki viskiyle sahneye çıkabilirim. Eminim beni severler.</p>
<p>Kanımda yeterli viski olduğuna kanaat getirmişti vücudum. Gidip bi adamın kucağına oturdu. Kucak dansçısı sandı beni. Bende öyleymişim gibi davrandım. İstem dışı olarak ağlamaya ve kalçalarımı adamın organına sürtmeye başlamıştım bile.  Daha ileriye gitmek  istedim, berbat bir espri ile yanıt verdi. Sonra kalktı ve uzaklaştı, zaten süt içiyordu ruh hastası. Belki de ben başarısızdım bilemiyorum, gürültü yapan bir ninja ile aynı kefeye konmak istemem ama. Bu yüzden adamı takip ettim.</p>
<p>Nerede olduğunu bilmiyordu sanki, Londra&#8217;dan olmadığı kesindi, o derece şaşkındı ve trafik onu korkutuyordu. Bu adam süt mü içmişti az önce?</p>
<p>Metroda onu takip ederken bu adamın sıradan biri olmadığını düşünüyordum. Bilmediğim bir yere de gidiyordum hem. Bugün şanslı günüm.</p>
<p>Aynı vagona bindik, yanına çöktüm.</p>
<p>- Neden süt içiyorsun ve nerelisin?</p>
<p>- Bu seni ilgilendirmez.</p>
<p>- Hadi ama konuşmaya çalışıyorum.</p>
<p>- Susarsan daha mutlu olurum.</p>
<p>- Bak ruh hastası, bugün benim günüm olmalı, değilse bile öyle olması için elimden geleni yapacağım. Son 1 aydır ilk kez dışarı çıkıyorum ve senin peşine takıldım. Bu yüzden kendini önemli hissetsen iyi olur. Adım Cherry.</p>
<p style="text-align: left; ">- Pekala Cherry, süper bir gün geçiriyorsun sanırsam, eğleniyor ve istediğin herşeyi yapabileceğini sanıyorsun. Diğer taraftan ben berbat bir gün geçiriyorum ve daha önce hiç bu kadar yalnız hissettiğimi de hatırlamıyorum. Belki de bugüne özel, ikimiz hayatlarımızı değiştirdik ve sen bula bula beni buldun. Şundan eminim, bu gece, burada, benimle, olmaman gerekiyor!</p>
<p>- Hayır olacağım. Belki de hep yanında olmalıyım.</p>
<p>- Dalga mı geçiyorsun benimle?</p>
<p>- Hayır, yarın uyandığımda bugünden birşeyler olsun istiyorum hayatımda. Görünüşe bakılırsa seninde bana ihtiyacın var. Yalnız hissediyorsun, o zaman neden benimle takılmıyorsun anlamıyorum.</p>
<p>- Bilmek istemezsin.</p>
<p>- İstiyorum.</p>
<p>- Çünkü bende bilmiyorum, sadece istemiyorum, canım hiç birşey istemiyor.</p>
<p>- Nerde kalıyorsun?</p>
<p>- Şehir merkezinde bir otelde.</p>
<p>- Nerelisin peki?</p>
<p>- Yeni Zelanda.</p>
<p>- Oh, anlıyorum.</p>
<p>- Bence birşey anladığın yok. Sadece canın eğlenmek istiyor. Bilmediklerini bilmek istiyorsun, o kadar.</p>
<p>- Evet, bunun neresi kötü?</p>
<p>- Neresi iyi?</p>
<p>- Benim açımdan gayet iyi adamım. Senin içinde iyi olması için ne gerekiyorsa yapmaya hazırım.</p>
<p>- Teşekkür ederim ama bu konuda şüphelerim var.</p>
<p>-Nede..</p>
<p style="text-align: center; ">
<p style="text-align: left; ">Çok büyük bir gürültüydü duyduğum. Ağzımdan kelimeler çıkamamıştı. Yanıbaşımdaki adam, kendi sıkıntısına son verebilmek ve benim adıma bugünü hafızama kazımak için kendini feda etmiş, yüzüme beyninden parçalar bırakmıştı.</p>
<p style="text-align: left; ">Striptiz yapmadan önce çantama tıkıştırdığım tangamı çıkarıp &#8220;beyin ölümü dedikleri bu olsa gerek&#8221; diye söylenerek beyin parçacıklarını sildim ve bir önümde oturan adamın yanına kendimi bırakıverdim.</p>
<p style="text-align: left; ">- Nereye gidiyorsun ve nerelisin ?</p>
<p style="text-align: left; ">


<div class="shr-bookmarks shr-bookmarks-expand shr-bookmarks-center">
<ul class="socials">
		<li class="shr-comfeed">
			<a href="http://uykugecirmez.org/2009/05/trip-like-i-do/feed" rel="nofollow" class="external" title="Bu makale için yorumlara üye ol.">Bu makale için yorumlara üye ol.</a>
		</li>
</ul>
<div style="clear:both;"></div>
</div>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uykugecirmez.org/2009/05/trip-like-i-do/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Programmed</title>
		<link>http://uykugecirmez.org/2009/05/programmed/</link>
		<comments>http://uykugecirmez.org/2009/05/programmed/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 May 2009 19:54:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>jack</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uyku kaçınca]]></category>
		<category><![CDATA[Tekrar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://uykugecirmez.org/?p=107</guid>
		<description><![CDATA[Dün geceden kalma muzlu kondomu bütün gün ağzında dolaştırdı. Zaten, bir şeylerin kullanılmış olması onun için pek bir şeyi değiştirmiyordu yanlış tanımadıysam. Sonra kondomu balon yaptı ve neredeyse şehrin en kalabalık caddesinde yola tükürüverdi. Meraklı insanlar, onun gibi şirin bir kızın niye yere tükürdüğünü anlamak için yüzüne bakarlarken, yerdeki kondomu farkettiklerinde şaşkınlıkları bir kaç kat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dün geceden kalma muzlu kondomu bütün gün ağzında dolaştırdı. Zaten, bir şeylerin kullanılmış olması onun için pek bir şeyi değiştirmiyordu yanlış tanımadıysam. Sonra kondomu balon yaptı ve neredeyse şehrin en kalabalık caddesinde yola tükürüverdi. Meraklı insanlar, onun gibi şirin bir kızın niye yere tükürdüğünü anlamak için yüzüne bakarlarken, yerdeki kondomu farkettiklerinde şaşkınlıkları bir kaç kat daha artmıştı, bunu yüzlerinden okuyabiliyordum. Bense, yanımdaki şirin kızın sevgilim olup olmadığından bihaber şekilde yürümeye ve elimden geldiğince yaptıklarına ve sonuçlarına aldırmamaya çalışıyordum.  Sonunda poaça almak için çıktığımız kısa yolculuğun sonuna, yani fırının önüne geldik.</p>
<p>Mütemadiyen evimde sabahlayan kızlarla kahvaltı yaparım. Bu huyum, gece onlara yaptığım kötü şeyler yüzünden bir çeşit kendimi affettirme ritüeli ya da her tarafında cirit attığım kadını daha yakından tanıma maksadıyla sabah midemi doldurmanın başka bir dildeki karşılığı olabilirdi.</p>
<p>Sanki mp3 çalarımda şehrin gürültüsünün bir kaydı vardı, o hiç konuşmuyordu, bende bu tuhaf parçayı dinliyordum.    O kadar suskundu. Sonra bu sessizliği bozup ne yemek istediğini sordum. Parası olmadığını, ne olursa yiyebileceğini söyledi.  Cebimi yokladım, karnımızı doyurabilecek kadar vardı işte. Limonata ve kaşarlı poğaça ile midemizi doldururken konu evliliğe geldi. Evlenmenin heyecanı öldüren bir kurum olduğunu anlatan o yaygın konuşmayı yaptım. İnsanlar evlenmemeli, hep flört edebilmelilerdi. Aynı evde yaşamanın zorluklarından tuttum, kendinden başkası için para kazanmanın bana ne kadar saçma geldiğini anlattım. Hırsızların kapı kilitlerine ve aydınlatmalara karşı çıkması gibi bir şey bu diye yanıtladı. Ben bu yanıtı yorumlamaya çalışırken elimin üzerinde bir sıcaklık hissettim. Hayır, elimi tutmuyordu, elime kusuyordu. İyi miydi, hamile miydi anlayamadım. İyi ki ağız yoluyla hamile kalınabilir mi diye saçma bir soruyla zihnimi meşgul ediyordum, yoksa kusmuk kokusu diğer biyolojik kokular gibi dayanamayacağım bir şeydi.</p>
<p>Dayanamayıp bende onun eline kustum. Mekandaki insanlar bizi beklemeden uzaklaştılar. Garson kılıklı birisi bize peçeteye benzer birşey getirdi. Aslında lokantalardaki rengi pembeye çalan o acaip kağıdın ta kendisiydi. Pek birşeye yaradığı söylenemezdi, bu yüzden dükkandaki son potansiyel müşterilerinide kaybettiler.</p>
<p>Yolda yürürken dilenci annenin kucağındaki sümüklü çocuğun bizi dikizlediğini farkettiğimizde, yarım yamalak temizlenmiş ellerimizi ellerimizin içine bıraktık. Sıcak bir eli olduğu kesindi. Ayaklarımız ise sanki deniz kenarında gün batımını izlemek istiyormuşuz gibi, bu saatte olmayacak bir yere götürüyordu bizi. Sonunda poğaça dükkanının önünden tekrar geçtik.. Niçin bütün bunların bana olduğunu bilmek isterdim. Hep daireler çizip, kısır bir döngünün kurbanımı olacaktım? Bahse varım, o da kendisi için aynı şeyi düşünüyordu. Biraz daha ilerledikten sonra da kondomu gördük zaten. Eve dönmek istedim. Döndükte. Sonra akşam olana kadar seviştik ve ardından tanıştığımız bara gitmekte de bir sakınca görmedik. Ateşini istemek istedim sırf meraktan. Yok dedi. İşte o an bitti ilişkimiz sanırım. Kaldığım yerden devam ettim, <a href="http://uykugecirmez.org/wp-content/uploads/2009/05/09-programmed.mp3">programmed</a> çalıyordu arka planda ve ben, dünden farklı olarak gülümseyen bir suratla sahneye doğru ilerliyordum.</p>


<div class="shr-bookmarks shr-bookmarks-expand shr-bookmarks-center">
<ul class="socials">
		<li class="shr-comfeed">
			<a href="http://uykugecirmez.org/2009/05/programmed/feed" rel="nofollow" class="external" title="Bu makale için yorumlara üye ol.">Bu makale için yorumlara üye ol.</a>
		</li>
</ul>
<div style="clear:both;"></div>
</div>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uykugecirmez.org/2009/05/programmed/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
<enclosure url="http://uykugecirmez.org/wp-content/uploads/2009/05/09-programmed.mp3" length="13822080" type="audio/mpeg" />
<enclosure url="http://uykugecirmez.org/wp-content/uploads/2009/05/09-programmed.mp3" length="13822080" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Buz dağının altında</title>
		<link>http://uykugecirmez.org/2008/11/buz-daginin-altinda/</link>
		<comments>http://uykugecirmez.org/2008/11/buz-daginin-altinda/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Nov 2008 14:01:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>jack</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uyku kaçınca]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://officeboy.wordpress.com/2008/11/28/buz-daginin-altinda/</guid>
		<description><![CDATA[Pek çoğu gibi, stresten uzak, el değmemiş doğanın içinde, kendi halimde yaşamanın hayalini kurdum. Pek azı gibi, bu hayali gerçekleştirebildim. Bu iş için neden bu kadar para verdiklerini anlamamıştım ilanı ilk gördüğümde, hem parayı harcayacak tek bir yer olmalıydı yakınlarda, o da 3bin km ötedeki Kanadaydı. Lojistik sorunlara rağmen yıldızları, güneşin batışını, auroraları buzlara uzanıp [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="font-family: trebuchet ms;"><span style="font-size: small;">Pek çoğu gibi, stresten uzak, el değmemiş doğanın içinde, kendi halimde yaşamanın hayalini kurdum.<br />
</span></div>
<div style="font-family: trebuchet ms;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></div>
<div style="font-family: trebuchet ms;"><span style="font-size: small;">Pek azı gibi, bu hayali gerçekleştirebildim.</span></div>
<div style="font-family: trebuchet ms;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></div>
<div style="font-family: trebuchet ms;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></div>
<p><span style="font-size: small;"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5273754484842818130" style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 314px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_jvroEJJpkyU/STAjwy2t6lI/AAAAAAAAAbs/wanoxKtIFXQ/s320/862f304404b29fa320d64628bdb6df8086f0229e_m.jpg" border="0" alt="" /></span></p>
<div style="font-family: trebuchet ms;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></div>
<div style="font-family: trebuchet ms;">
<div><span style="font-size: small;"><br />
</span></div>
<div><span style="font-size: small;">Bu iş için neden bu kadar para verdiklerini anlamamıştım ilanı ilk gördüğümde, hem parayı harcayacak tek bir yer olmalıydı yakınlarda, o da 3bin km ötedeki Kanadaydı. Lojistik sorunlara rağmen yıldızları, güneşin batışını, auroraları buzlara uzanıp izlerken, kendimi duymak için sabırsızlanıyordum. 6 ayımı gece, 6 ayımı gündüz yaşayacaktım. İçimdeki aydınlık ve karanlık tarafları ben anlayamadan güneş batmayacaktı veya doğmayacaktı orada. Herşey ama herşey için yeteri kadar zamanım olacaktı.  İstesem 6 ay boyunca uyuyabilirdim bile, şu anda bulunduğum yerdekinden pek farkı olmazdı. Zaten günümün 12 saatine yakınını uyuyarak geçiriyorum bu da yılda 6 ay ederdi. Öyleyse neden uyanık olduğum zamanlarda beni huzursuz edecek detayların olduğu yerde yaşıyordum ki. Gitmeye karar verdim, en azından işe başvurmaya. Sonunda dilimin anlatmaya yetecek kadar gelişkin olmadığı, tarif edilemez şeyle buluşacaktım. Düşündükçe tüylerim diken diken oluyor hala.</span><span style="font-size: small;"><br />
</span></div>
<div><span style="font-size: small;"><br />
</span></div>
<div><span style="font-size: small;">İşe hemen kabul edildim. Kimsenin kuzey kutbuna tek başına gitmek istememesini anlayabiliyordum, yalnızlık, soğuk, beyaz, sonsuz gelebilecek monotonluklar vardı onlara göre kuzeyde. Fakat benim oraya gidişimi anlayamıyorlardı. 22 yaşında hayallerini gerçekleştirmiş biri olacaktım.</span></div>
<div><span style="font-size: small;"><br />
</span></div>
<div><span style="font-size: small;">Yapmam gereken basitti. Günde iki kere sismik hareketleri, ayrıca küresel ısınmanın etkilerini analiz eden bir araçtan alınan raporları kontrol etmek, ilginç birşey olursa da durumu merkeze iletmekti. Ufak tefek raporlar hazırlamaktı kısaca. Kimsenin de umrunda değildim. Sadece bu işi yapacak biri bulmalılardı ve buldular. Makinalar uzaktan da kontrol edilebilirdi pekala, fakat bozulduklarında ya da birşeye ihtiyaçları olduğunda yakınlarında birisi olmalıydı. O da bendim. </span></div>
<div><span style="font-size: small;"><br />
</span></div>
<div><span style="font-size: small;">Yılda 4 kez, her 3 ayda bir kargo uçağı üzerimden geçecek, gerekli erzakları atacaktı. Kimseyi görmek zorunda kalmayacaktım. İnternetim ve uydu televizyonum olacaktı, acil durum yedekleriyle beraber hem de. Onları pek kullanmak istediğimi sanmıyorum. Kutup ayılarıyla, şanslıysam güney kutbundan yüzerek gelmiş birkaç penguenle, balık tutmakla, uyumakla, yazmakla, okumakla vakit geçirecektim. </span></div>
<div><span style="font-size: small;"><br />
</span></div>
<div><span style="font-size: small;">Zaman burada tam istediğim gibi geçiyordu. Ya hep geceydi ya da gündüz. Buzları kırıp balık tutmak çok kolaydı. Yalnızlık sorun değildi, kendi kendimeydim ama çoğunluğun aksine ben, beni duyabiliyordum. Gelirken ne olur ne olmaz diye de bir kaç halusinojen etkisi olan bitki tohumunu yanıma almıştım, onları oturma odam dediğim 10 metrekarelik odada, suni ışık altında yetiştiriyordum. Kulubemin 1km doğusuna bir igloo inşaa ettim. Bazı günler (geceler) oraya gider, sigaramı sarar, auroraların ışığı altında keyfime bakardım. Gerçi halusinatiflere de ihtiyacım yoktu pek. Burası kendi başına bir wonderland idi zaten. Alabildiğine uzun beyaz düzlükler vardı ve ufuktan sonrası sonsuz siyah boşluktu. Orada evren vardı, içindeki herşeyle beraber. </span></div>
<div><span style="font-size: small;"><br />
</span></div>
<div><span style="font-size: small;">Her 6 ayda bir heyecanla güneşin doğuşuna ve batışına tanık oluyordum. Bu heyecanı tarif edebilsem bile, 6 aylık günümün bitişini izlerken yaşadıklarımı anlatmam mümkün değil. Yıllar bu şekilde geçiyordu. Gün dediğimiz olguyla bunu açıklayacak olsam, sizin bir yılınız benim iki günüm oluyordu. Burada 1 yıl geçirmek teknik olarak bir insan ömrünün yetmeyeceği bir şeydi. Ömür demişken, sizin oralarda yıllar geçtikçe burada buzlar eriyordu. Belki de bir kaç yüzyıl sonra burda da bikinileriyle muhteşem kadınlar salınabilceklerdi okyanusun kenarında, kutup ayıları insanı, yani sizleri tehdit ettiği için türüne son verilecekti buraya komple yerleşmeye karar verdiğinizde. Eskiden oralar el değmemiş ormanlarla, çeşit çeşit hayvanla doluyken yaşama şansını elde etmiş insanoğlunun ne kadar şanslı olduğunu düşünüyorsam, gelecekte de benim için böyle düşünülecektir, fakat bunu düşünecekleri benimkisi gibi bir yer bulamayacaklarından eminim. </span></div>
<div><span style="font-size: small;"><br />
</span></div>
<div><span style="font-size: small;">İnsanları yeterince tanıdım orada, tam aşağıda. İzliyorum dünyaya yaptıklarınızı, burada, en yukarda ve yalnız. Tanrı olduğumu hissetmem için yeterli bir neden. Alkolik olmam için yeterli bir neden. </span></div>
<div><span style="font-size: small;"><br />
</span></div>
<div><span style="font-size: small;">İlk kez güneşin batışını kaçırdım igloomda. Uyandığımda göz kapaklarımdan buzları kazıdım. İçebildiğim kadar içtim. Sızana kadar, donup ölene kadar. Son kez, benim için parlamaya başlamış yıldızlara bakarken sızdım hemde. Son kez. Karların altında kalsın isterdim bedenim fakat karlar erimeye çoktan başladı. Sizi durdurabilcek gücüm olsa, burada yalnızlığı seçmezdim. Bunu bilin. </span></div>
<div><span style="font-size: small;"><br />
</span></div>
<blockquote>
<div><em><span style="color: #000000;"><span style="font-size: small;"><span style="font-weight: bold;">When the power of love overcomes</span><span style="font-weight: bold;"> the </span><span style="font-weight: bold;">love</span><span style="font-weight: bold;"> of </span><span style="font-weight: bold;">power</span><span style="font-weight: bold;">, the world will know peace.</span><br />
</span></span></em></div>
<div><span style="font-weight: bold; font-size: small;"><em><span style="color: #000000;"><span style="font-weight: normal;"> Jimi Hendrix</span></span></em><br />
</span></div>
</blockquote>
<div><span style="font-weight: bold; font-size: small;"> </span></div>
<div><span style="font-weight: bold; font-size: small;"><br />
</span></div>
</div>


<div class="shr-bookmarks shr-bookmarks-expand shr-bookmarks-center">
<ul class="socials">
		<li class="shr-comfeed">
			<a href="http://uykugecirmez.org/2008/11/buz-daginin-altinda/feed" rel="nofollow" class="external" title="Bu makale için yorumlara üye ol.">Bu makale için yorumlara üye ol.</a>
		</li>
</ul>
<div style="clear:both;"></div>
</div>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uykugecirmez.org/2008/11/buz-daginin-altinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>16</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
