Archive for the ‘Uyku kaçınca’ Category
discipline
Adım Gretel. Ormanda yolumu kaybedip bu küçük kulübeye sığınalı tam 2 gün oluyor. Kimsenin uğramaması bir yana etraftaki bitkiler dışında başka canlı da yok. Bir yandan hayatta kalmaya çalışıyor öte yandan karşımdaki şekerden kulübeye ise el sürmemek için zor tutuyorum kendimi.
Adım Gretel, şeker hastasıyım. Diğer taraftan, maalesef şekere de hastayım. Basit bir çıkarımla -şu an içinde bulunduğum durumun dışında dahi- hayatımın boktan olduğunu söyleyebilirim. Eminim bu gibi durumlar için bir dolu felsefe yapılmıştır. Anti olana bağlanmaktan bahsediyorum. Fakat bir şeyin kendisi mi yoksa antisi mi daha önce var olmuştur emin değilim. Bu durum benim için şu şekilde cereyan ediyor misal, şeker hastasıyım diye mi şekere hastayım yoksa şekere hastayım diye mi şeker hastası oldum emin değilim. Hangisi hangisinin antisidir, neden biri orjinal diğeri anti oluyor, her şey zıttı ile mi var olabilir gibi sorularla kafamı kurcalamak ve zaten kısıtlı olan enerjimi de daha fazla harcamayı düşünmüyorum şimdilik. Karşıdaki şekerden yapılma kulübeye direnmek yeteri kadar yorucu zaten.
Adım Gretel, halüsinatif bağımlısıyım. Şekerlerle besin zincirim ve diyetim gereği ilişkiye giremeyince bitkilerle beslenmeye başladım malüm, mantarlar da bundan nasibini aldı haliyle. Yaşım küçük olduğundan ve doğada yaşamak ile ilgili yeterince ailevi eğitim almadığımdan sanırsam zehirli ve güzel renkli mantarlar beni kendisine çekti demek yanlış olmayacaktır. Aslında bir anlamda iyi de oldu diyebilirim. Ruh ikizim Hansel ile bu şekilde tanıştım.
Adım Hansel, Gretel’in ruh ikizi ve onun uydurduğu bir karakterim. Gökkuşağını ve şekeri çok seviyorum. Hayal ürünü olduğumu söylemiştim, gerçek değilim. Gerçeklik ona inanmayı bıraksanız da orada durur. Ben ise sadece yeteri kadar inandığınızda ortaya çıkıyorum. Bir de şu mantarlardan yediğinizde.
Adım Cadı. Bu hikayedeki kötü karakter benim. Ülkenin farklı yerlerinde bilumum şekerlerden evler yapıp çocukları kandırmak ve onları yemek en büyük hobim. Bubi tuzakları da kurabilirdim fakat bu şekilde olması bir cadı için daha az anormal. Hansel’in aksine ben gerçeğim ve 2 gündür Gretel adlı çocuğun kulübeye neden hala ayak basmadığını merak ediyorum. Belki kötü kadın olduğumu anladı, belki de daha önce hiç şeker görmediğinden dikkatini çekemedim.
Adım Gretel, yazıldığı gibi okunmayanlardan. Az önce kulübenin içinde bir kadın gördüğümü sandım. Daha dikkatlice bakınca camın kenarından beni gizlice seyrediyor olduğunu farkettim. Neden küçük bir çocuğa yardım etmek varken beni gizlice izliyordu anlamış değilim. İçeri tek giriş yolunun şekerden bir kapı olması ve onu kemirmek zorunda olmam gibi durum söz konusu olmasaydı çoktan içeri girip ne halt çevirdiğini sormak isterdim.
Adım Hansel, durum gittikçe boktanlaştı. Gretel sonunda fabrika ayarlarına döndü. Ne beni tanıyor, ne de kendisini. Şekerden kulübeye girmeye çalışıyor ve sanırım başarısız olmaması için de bir neden yok ortada. Kendisini yok edecek ve onunla beraber ben de yok olacağım. Nihayetinde mutlu son ile biten bir hikaye olmayacağını anladınız sanırsam. Mantar ile var oluyorum ama aynı mantar bir çocuğu aptala dönüştürdüğünden beni de yok etmesi an meselesi. Ouroboros misali sürünmek diye buna diyoruz işte.
Adım Jack, hikayenin yazarı benim. Schrödinger’in kedisinin hayatta kalma şansı ne ise Gretel’de o kadar şanslı -ve dolayısıyla Hansel-. Bu yüzden hikayeyi bitirmiyorum. Eğer bunu yaparsam mutlu bir son olmayacak. Yapmassam da olmayacak. Belki yaparsam olabilir de..




