Trip like I do

Bütün bir hafta sonu boyunca içtim. Susuzluğum ve param mutlu bir rastlantıyla aynı anda sona erdi. Artık evden dışarı çıkabilmek için gerekli özgüvene sahibim.

Bilmediğim bir yere gitmek istiyorum, kimliğimi saklamadan, alkolün etkisi geçmeden. Para bulmalıyım önce. Dilencileri soyabilir ya da soyunarak para kazanabilirim, farketmez. İkisi içinde yeteri kadar günahsızım şu an.

Az ilerdeki dilenciyi soymakla işe başlayıp burdan elde ettiğimle bir strip klube girer, elimdeki viskiyle sahneye çıkabilirim. Eminim beni severler.

Kanımda yeterli viski olduğuna kanaat getirmişti vücudum. Gidip bi adamın kucağına oturdu. Kucak dansçısı sandı beni. Bende öyleymişim gibi davrandım. İstem dışı olarak ağlamaya ve kalçalarımı adamın organına sürtmeye başlamıştım bile.  Daha ileriye gitmek  istedim, berbat bir espri ile yanıt verdi. Sonra kalktı ve uzaklaştı, zaten süt içiyordu ruh hastası. Belki de ben başarısızdım bilemiyorum, gürültü yapan bir ninja ile aynı kefeye konmak istemem ama. Bu yüzden adamı takip ettim.

Nerede olduğunu bilmiyordu sanki, Londra’dan olmadığı kesindi, o derece şaşkındı ve trafik onu korkutuyordu. Bu adam süt mü içmişti az önce?

Metroda onu takip ederken bu adamın sıradan biri olmadığını düşünüyordum. Bilmediğim bir yere de gidiyordum hem. Bugün şanslı günüm.

Aynı vagona bindik, yanına çöktüm.

- Neden süt içiyorsun ve nerelisin?

- Bu seni ilgilendirmez.

- Hadi ama konuşmaya çalışıyorum.

- Susarsan daha mutlu olurum.

- Bak ruh hastası, bugün benim günüm olmalı, değilse bile öyle olması için elimden geleni yapacağım. Son 1 aydır ilk kez dışarı çıkıyorum ve senin peşine takıldım. Bu yüzden kendini önemli hissetsen iyi olur. Adım Cherry.

- Pekala Cherry, süper bir gün geçiriyorsun sanırsam, eğleniyor ve istediğin herşeyi yapabileceğini sanıyorsun. Diğer taraftan ben berbat bir gün geçiriyorum ve daha önce hiç bu kadar yalnız hissettiğimi de hatırlamıyorum. Belki de bugüne özel, ikimiz hayatlarımızı değiştirdik ve sen bula bula beni buldun. Şundan eminim, bu gece, burada, benimle, olmaman gerekiyor!

- Hayır olacağım. Belki de hep yanında olmalıyım.

- Dalga mı geçiyorsun benimle?

- Hayır, yarın uyandığımda bugünden birşeyler olsun istiyorum hayatımda. Görünüşe bakılırsa seninde bana ihtiyacın var. Yalnız hissediyorsun, o zaman neden benimle takılmıyorsun anlamıyorum.

- Bilmek istemezsin.

- İstiyorum.

- Çünkü bende bilmiyorum, sadece istemiyorum, canım hiç birşey istemiyor.

- Nerde kalıyorsun?

- Şehir merkezinde bir otelde.

- Nerelisin peki?

- Yeni Zelanda.

- Oh, anlıyorum.

- Bence birşey anladığın yok. Sadece canın eğlenmek istiyor. Bilmediklerini bilmek istiyorsun, o kadar.

- Evet, bunun neresi kötü?

- Neresi iyi?

- Benim açımdan gayet iyi adamım. Senin içinde iyi olması için ne gerekiyorsa yapmaya hazırım.

- Teşekkür ederim ama bu konuda şüphelerim var.

-Nede..

Çok büyük bir gürültüydü duyduğum. Ağzımdan kelimeler çıkamamıştı. Yanıbaşımdaki adam, kendi sıkıntısına son verebilmek ve benim adıma bugünü hafızama kazımak için kendini feda etmiş, yüzüme beyninden parçalar bırakmıştı.

Striptiz yapmadan önce çantama tıkıştırdığım tangamı çıkarıp “beyin ölümü dedikleri bu olsa gerek” diye söylenerek beyin parçacıklarını sildim ve bir önümde oturan adamın yanına kendimi bırakıverdim.

- Nereye gidiyorsun ve nerelisin ?

yorum “Trip like I do”

Leave a Reply