3 korner bi penaltı
Küçükken oyun arkadaşlarımı kontrol altına almaya çalışırdım. Ben ne dersem o olsun ister, maç öncesi takımları seçecek kişi olmanın hayalini kurardım. Malesef senden yaşça biraz büyük ya da seninle yaşıtta olsa, daha çok yara bereye sahip çocuk bu işi yapardı, belki de kilolu olan, ne bileyim tam olarak hatırlanmıyor bazı şeyler.
Mahallemde esmer çocuk çoktu ve ben beyaz olduğum için kendimi korumam gerekiyordu ya da farklı olduğum için öne çıkmam. Ufaklıkların yanında farklı, büyüklerin yanında korunmaya muhtaçmış gibi davranmaya karar kıldım. Daha o yaşlarda mental olarak survivability konusunda master yapmıştım anladığınız üzere. İngilizcem o dönemler c nin niye bazen s bazen k okunduğunu anlamaya çalışmakla sınırlıydı. Şimdi böyle bir cümlede 3 tane birden kullandığıma bakmayın.
Birgün karşı komşumuzun çocuğu hastaneye kaldırıldı. Sonradan öğrendim ki menenjit olmuş. 3 ay kadar sahalardan uzak kaldı. Saha diyorum çünkü her yer sahaydı ve biz başka yerde oynamazdık. Saklambaç denen oyunu dahi düz ovalarda oynar, farkedilmemek için değişik taktikler kullanırdık. Buzdolabı kutusunun önüne 6 delik açıp içine 3 kişi sığışmak gibi egzotik hareketlerdi bunlar. Zor fakat eğlenceli bir oyundu saklambaç bizim için.
O zamanlar bilmiyordum. Babam anlattığında anladım. Menenjit olduğunda ya ölürmüşsün ya da ölmezsende dengesiz bir çocuk olarak kalırmışsın. Bunu özellikle sormuştum, çünkü Furkan çok garip davranıyordu. Yani boş boş bakıyordu diyebilirim. Yeşil gözlüydü zaten, o bakışlardan korkmamak mümkün değildi. Gerizekalı- İlerizekalı arasında bişey olmuştu ama yağmur adam gibi de değildi.
Ben bir kaç yıllık bu arkadaşımdaki değişimleri farkettiğimde, beraberinde ondaki zayıf noktalarıda farketmiştim. Koskoca mahallede bakkaldan istediği şeyi alıp deftere yazdırabilme yetkisine sahip tek çocuktu bir kere. (bakkalın 2 oğlu hariç. zaten onları ellerindeki dondurma ile hatırlıyorum hep. dondurmayı daha çok hatırlıyorum ama) Bu yetkiye sahip birinin idolü olmak çok çok önemliydi hayallerim için. Kah ninja gücüm tükeniyor Furkan, ben kaçamazsam sende yakalanırsın, koş ninja kaplumbağalar cipsi al diyerek, kah bugün blanka’yı alacağız o çocukları yeneceğiz, jeton al diyerek saltanat sürüyordum kendi çapımda. Anlıyor musunuz?Anlamıyorsunuz tabi. Tek arkadaşım menenjit geçirmiş bir çocuktu nasıl anlayacaksınız.
Sonra biz oradan taşındık, daha çok katlı bir apartmandı burası. Geldiğim günden gideceğim güne kadar yaklaşık 10 yıl boyunca inek lakabına maruz kalacağımı kim bilebilirdi. Bende bilmiyordum. Ben büyüdükçe yeni yeni büyüyen veletlerin kulağına lakabım gidiyor, bir efsane olmaya adım adım ilerliyordum. Biliyorum şimdi gitsem yine inek derlerdi bana, Yonca Evcimik’in aptal dizisi yüzünden. Misal ben yoldan geçiyorum, bu ilkokul çocukları möölerdi avazları çıktığı kadar. Bende sinirlenip amınıza koyarım diyordum. Çok ayıptı söylediğim, zira balkondaki yaşlı amcada asıl ben senin amına koyarım diyip çocukları savunmuştu. Çocuklarda am ne demek diye bunalıma giriyordu muhtemelen. Kızların da işediğini öğrenmeden önceki ilk depresyonları amın ne demek olduğunu öğrendikleri andı.
Yıllar geçti ben hala menenjit olan arkadaşımı hatırlar, acaba nerede ne yapıyor diyorum. Hala bakkaldan birşeyler yazdırma yetkisi var mıdır, varsa bir taktik geliştirmiş midir sülüklere karşı onu da merak ediyorum. Umarım yaşıyordur ve mutludur.


ama yani.. size o inek lakabini ilk takan insani tebrik etmek istiyorum yillardir.. bu kadar cuk oturur hani :)
hadi onların bi nedeni vardı, senin bahanen nedir?
:)
bilmem. cok inek gibisin.. yani boyle cagrisim oyunu oynasam, biri de kelime olarak inek dese, jack derim vallahi..
ustelik de herhangi bir art niyetim yok.. bence inek de siz de pek sevimli yaratiklarsiniz jack bey..
bu arada, belirtmeden gecemeyecegim. bu menenjitli arkadas hikayesini daha once bir kac kez duymus biri olarak bile, oldukca guzel, komik ve surukleyici buldum yazinizi..
pek guzel olmus..
bir de canim ninja kaplumbagali cips istedi yaziyi okurken.. simdi aklima gelince tekrar istedi :)
bizim bir cheetos fabrikasi satin alma planlarimiz vardi bu arada ya.. nooldu ona hakkaten ?
ahah o hayali perekande kurduk biz sanırım. bakkaldan almak daha zevkli.
yalniz perekande derken ?
perakende gibi mi ? yoksa daha farkli birsey mi ?
hayir ben dersini falan da aldim da perakendeciligin.. sanirim bana yanlis ogretmisler :p
pff
Ayyy çok kıskandım bu yazıyı.. Ben de çocukluğumu yazıcam en kısa sürede.
Arkadaşını kredi kartı gibi kullanmak ne kadar da ayıp..
CIKCIK
“Öyle bir durumda aynı şeyi ben de yaparmıydım?”
diye kendime sormuyorum… =)
Hocam sık yazmadığından mı böyle D vitamini kıvamında oluyor sizin yazılar?
deviririm..
nadiren yazıyorum evet. yazmak icin dogru anı bekledigimden falan degil de, yazmaya deger bisey bulamadıgımdan olsa gerek. yoksa her gun basımdan gecenleri yazsam pucca yanımda tırnaklarını yer :]
ayrıca kredi kartı gibi demissin ama kredi kartı borcunu sike sike alıyorlar geri :)bu daha cok basbakanlık bursu gibi bişey.
ahah :p hani gunluk hayatinizi bilmesem, su pucca tirnaklarini yer lafindan sonra derim vaay neler yasio kim bilir.. her gun baska manitayla vurusta heralde ama
tekrarliyorum
ahahahaha
nası yani, pucca hergun vurusta mı?
al iste.. degil tabi, hatun hatta daha yeni verdi de, ne bileyim.. bi gun orada bi gun burada.. izmirin altini ustune getirdi, bak simdi istanbulda..
peki sen ?
dungeonlardaki maceralarini mi anlatcaksin ?
bugun samanimla sunu yaptim yok efendim healerima epik bikini aldim cok seksi oldum fln mi yazcan ?
atraksiyonun yok yani demeye calisiom :p
mynet’te okeyini oynasana sen.
işte sen de cılgın bediş dizisinin kurbanlarından birisin! masum degiliz hiç birimiz. kirlendik hepimiz!!
Şimdi aklıma geldi,çocukken oynadığımız oyunlar ne kadar da erotikmiş.
Misal,maç yapılmadan önce iki dominant -genelde biri çok iyi top oynayan diğeri de psikopat olan çocukkan oluşur- genç “Aldım-Verdim” adı verilen bir yöntemle takım seçerlerdi.
Araya 10 metreye yakın bir mesafe konur,çocuklardan biri aldım diye adım atar diğeri verdim diye.Bu sıra tabanlı strateji -Worms geldi aklıma- oyunlarının atası olduğunu düşündüğüm hamlelerden sonra kim önce rakibinin ayağına basarsa ilk seçme hakkını kazanırdı.
Bunun neresi erotik diyebilirsiniz ama ağzımızın bozulmaya başladığı yıllarda “Ben almam lan,karı mıyım ben” şeklinde kavgalar az çıkmadı,az canlar yanmadı bu kan davası yüzünden
Ya da başka bir oyun,Denizli sınırlarında “Doğutturmalı” gözlemlediğim başka yerlerde “9 Aylık” şeklinde oynanan oyun.
Kurallarını aşağı yukarı biliyorsunuzdur,oyundaki amaç kaleye geçmemek,eğer kaledeyken 9 gol yerseniz anne oluyorsunuz.En çok golü atan da baba olur,5 penaltı atar,gol yaptığı her penaltı başına bir çocuk doğurmuş var sayılır ve “evladına” isim verir.
Deftere yazdırmak apayrı bir hikaye,ona da başka bir yorumumda dem vurmak istiyorum.
Her nerede yaşanıyor ve yaşatılıyorsa…
ahaha bu isim verme muhabbeti cok iyiydi, iyi ki hatırlattın. bi de 3 aylık falan vardı kuralları hatırlamamakla beraber kendisinide sevmezdim. hosgeldin bu arada :)
Üç aylık erken doğum oluyor sanırım