an alternative
Sakalımın uzamadığı sabahlardan biri yine. Yine diyorum çünkü uyumadığım her günün sabahı bu sahne ile karşılaşıyorum ve bu sahne ile karşılaştığım her sabah, gözlerim kıpkırmızı, yüzüme dokunurken buluyorum kendimi. Bu benzerlik söndürdüğümü sandığım sigaranın kültablasının kenarında bir yerde hala tüttüğünü farkettiğimdeki kadar rahatsız ediyor beni. Arzular, beklentiler, umutlar ve hatta rüyalar gerçekleşmediğinde bunu kendimize yapıyoruz sanırım. Rahatsız olmaktan bahsediyorum tabiki. Rahatsız oluyoruz, çünkü kontrol bizde değil. Doğum kontrolü gibi değil bu, anlıyor musunuz? Uyku haplarının kontrolden sayılmasına karşıyım, budur demek istediğim biraz. Biraz da Chemical Brothers tarzı, We’re out of control.
Sonra biraz daha aynaya yaklaşıyorum, gözlerimin içine bakıyorum, bir anlam çıksın diye, hayatımın ne yöne gittiğini, kim olduğumu anlayabiliyim diye kasıyorum. İşin kötüsü kaçamıyorsunuz o gözlerden. Yaşayan en büyük pislik olsanız bile kendi gözlerinizden kaçamıyorsunuz ve bunun yaşattığı duyguyu anlatmak çok zor.


gozlerim.. en agir parcasiydi vucudumun..
ve onlari tasimaktan nefret ettigim her gece, yerlerinden etmek istedim birer birer..
ama yapamadim.. yasadigim surece bir ceza olsunlar istedim bana o yuzumun en guzel, icimin en aci verici bir cift yuvarlagi..
İtina ile kılcal damar falı bakılır. Bir gece uyumayıp pc başında geçirip gelirseniz daha makbule geçer. O kül tablasında unutulan sigaralar filtre kısmının yanmasıyla oluşan pis koku vasıtasıyla farkedilir ki o koku iğrençtir.