living in the past, going nowhere fast

sene 1983. ruhum bana sorulmadan şeytana satılmış ve kimliğimde doğum yeri adana yazıyor.

bütün hikayeyi anlatmamı istiyorsunuz sanırım. bu gerçekten benim için bir onur olur. çünkü tanıdıgım insanların yarısı beni, diğer yarısıda ölmemi istiyor. ama kanımı içmek isterseniz söyleyin. bende size aynada görünmediğimi söylerim.

kaç odalı bir evde, hangi şartlar altında büyüdüğümü hatırlamıyorum. hatırladığım tek şey, o dönemlerde vejeteryan olduğum için babam tarafından dövülmekti. o dönemler dediğim, boyumun ve pipimin kısa olduğu dönemlerdi.

sonra, kedilerin kıçlarına yeşil kalem sokmak onlara büyük zevk veriyordu. neden bilmiyorum, sanırım birşeyler için üzülmeye çalıştığımdandı. ilk evden kaçışım da sokak çocuklarının popülasyonunu artırmaya yönelikti zaten. ikincisi ise, uyuşturucu bağımlısı sevgilimi reddeden babamı terketmeye yönelikti. çok üzülüyordum, gerçekten.

yüzmeyi ve yüzen şeyleri seven bir yapım olduğunu düşünmemi sağladılar. nedeni bile vardı. su burcuymuşum. hala yüzmeyi bilmem ama yüksekten uçarım. asfalttan sigarasını yakanların yaşadığı bir yerde yaşamak size ilginç gelsede ben bununla ilk karşılaştığımda uçmayı öğrenmiştim işte.

yakışıklı olmayı hayal edebiliyordum. bu bana yetiyordu. her yakışıklı erkeğin gay, her güzel kadının ise evlenmiş olduğu bir yer değildi adana. bu yüzden yakışıklı olmak karşınızdakini biraz daha terletebilirdi. bu aptalca bir teori olabilirdi. belki de aptallığın ta kendisiydi. ama ben zaten kendimi hiç görmemiştim.

tek istediğim ama tek istediğim formüllerle kendimi anlatabilmekti. eğer gerçekleşirse, bu hem daha somut hem daha inandırıcı olurdu. zira anlaşılamamak hep kaderim ya da kardeşim gibi birşey olmuştu. anadolu lisesi metalcileri ve cumartesi punkları ile arkadaşlığınızın olması, anlaşılmak istenmeyen insanları anlamak için en büyük fırsattı. arkalarından vuruyordum onları. zaten her taraf bu gibi insanlarla doluyken, o zaman neden lanet, anlamsız cümleler kurup, tişörtlerimizi ters giydiğimizi sormalarını bekliyorduk? bilmiyorum. bu insanlar hakkında bildiğim tek şey ve darwinin hesaplamadığı şey, evrimlerinin olmadığıydı. ben mi? bilmiyorum. ben zaten hiçbir şey bilmiyorum. pipim büyüyor ama ben büyümüyordum.

8 yorum “living in the past, going nowhere fast”

  • my_p!nk_heart diyor ki:

    kedilerin bu özelliğini bilmezdim.demek insanlarla bir ortak noktaları dha varmış:D

  • fakeangel diyor ki:

    (:
    kendi kendini anlatmaya calisma cabalarinin hastasiyim!

  • Jack diyor ki:

    bende :)

  • Jack diyor ki:

    to pink heart:

    nasıl yani. siz kıçınıza yeşil kalem mi sokuyorsunuz da biliyorsunuz.. oh, yoksa insan üzerinde mi denedin?

  • fakeangel diyor ki:

    ahah benden cok yasayacaksiniz jack bey :p

  • my_p!nk_heart diyor ki:

    hayır ben denemedim ama deneyenler olduunu biliyorum,herkes gibi…

  • Jack diyor ki:

    oh ben bilmiyordum :) yani yeşil kalem fantezileri olan insanlar.. yeşil olan kalem değilde insanların rengi olmasın? yok ya ne insanı uzaylıdır o uzaylı.

  • my_p!nk_heart diyor ki:

    ben renk olarak değil zaten durum,yaptıkları iş olarak benzetme yaptım…denemediğim için bilemiyorum tabii ne renk olduunu kalem veya farklı cisimlerin

Leave a Reply